Tarih, bazen tozlu rafların arasında unutulmaya terk edilmiş bir elyazmasında, bazen de bir halk hikayesinin satır aralarında saklıdır. Iğdır Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Oğuz Doğan ve Doç. Dr. İsmail Abalı’nın titiz çalışmalarıyla gün ışığına çıkarılan “Uslu ile Süslü” adlı eser, tam 113 yıl sonra Balkan Türklerinin kayıp hafızasını bizlere yeniden hatırlatıyor.
Bir Kimlik Mücadelesinin Vesikası
1912-1913 yıllarında, Balkan Savaşları’nın en sancılı döneminde Osmanlı Türkçesiyle kaleme alınan bu eser, sadece bir halk hikayesi değildir. 93 Harbi’nden Plevne direnişine, göç yollarında parçalanan ailelerden kimlik inşasına kadar geniş bir tarihsel perspektif sunmaktadır. Hikayenin başkahramanları olan Uslu ve Süslü’nün vücutlarındaki “Ay” ve “Yıldız” motifleri, bu eserin milli bir sembolizm üzerine inşa edildiğinin en somut göstergesidir.
Mahlasın Arkasındaki Sır: “Bir Deliormanlı”
Eserin en dikkat çekici yönlerinden biri, yazarın gerçek ismini kullanmak yerine “Bir Deliormanlı” mahlasını tercih etmiş olmasıdır. Bu durum, Balkan Türklerinin yaşadığı ortak acının ve feryadın bireysellikten çıkarılıp toplumsal bir aidiyete dönüştürülme arzusunu simgelemektedir. Fikri mülkiyet dünyasında bu tür anonim veya mahlaslı eserlerin günümüze kazandırılması, sadece akademik bir başarı değil, aynı zamanda kültürel bir hak arayışıdır.
Uygun Patent Perspektifi: Mirasın Geleceğe Aktarılması
Uygun Patent olarak bizler, markaların ve buluşların korunması kadar, kültürel değerlerin ve edebi eserlerin de hukuk çerçevesinde kayıt altına alınmasını toplumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz. 113 yıl boyunca “kayıp” olarak nitelendirilen bir eserin, Latin alfabesine aktarılarak tescillenmesi ve dijital dünyada ücretsiz olarak halka sunulması; fikri hakların sadece ticari değil, manevi bir köprü kurduğunun da ispatıdır.
Bu kıymetli çalışmayı literatüre kazandıran akademisyenlerimizi tebrik ediyor; geçmişin mirasını, geleceğin güvencesi altına alma kararlılığımızı sürdürüyoruz.
