Yönetim Rotası Sesli Haber

Hazır • Tıkla ve dinle

0
👁️ 95.893
👍 17

19 Ocak 2026 haftasına başlarken, küresel ve yerel piyasalar adeta iki zıt kutup tarafından şekillendirilen karmaşık bir denge üzerinde duruyor. Bir yanda, Suriye’de yıllardır süren
vekâlet savaşlarını ve istikrarsızlığı bitirme potansiyeli taşıyan kapsamlı ateşkes
anlaşmasının yarattığı bölgesel iyimserlik rüzgârları eserken, diğer yanda Atlantik’in iki
yakasında tansiyonu tehlikeli bir şekilde tırmandıran yeni bir ticaret savaşı tehdidi beliriyor.
ABD ile Avrupa Birliği arasında Grönland üzerinden alevlenen anlaşmazlık, yeni gümrük
vergileri tehdidiyle küresel ticareti ve yatırımcı güvenini riske atıyor. Bu iki güçlü ve zıt yönlü
gelişme, yatırımcılar için hem öngörülemez bir belirsizlik ortamı hem de dikkatle
değerlendirilmesi gereken fırsatlar yaratıyor. Bu köşe yazısında, küresel satranç tahtasındaki
bu önemli hamlelerin ve yurt içindeki dinamiklerin piyasalar üzerindeki etkilerini mercek
altına alacağız.

  1. Küresel Satranç Tahtası: Doğuda Barış Rüzgarları, Batıda Ticaret Savaşları
    Küresel jeopolitik gelişmeler, çoğu zaman uzak coğrafyalardaki diplomatik manevralar gibi
    görünse de aslında piyasaların nabzını doğrudan etkileyen en kritik faktörlerdir. Bu
    gelişmeler, sermaye akışlarının yönünden yatırımcıların risk iştahına, bölgesel risk
    primlerinden küresel büyüme beklentilerine kadar her şeyi yeniden şekillendirme gücüne
    sahiptir. Bu hafta, bu dinamiğin iki çarpıcı örneğine tanıklık ediyoruz.
    1.1. Suriye Ateşkesi: Bölgesel İstikrar İçin Bir Umut Işığı
    Haftaya başlarken gelen en umut verici haber, şüphesiz Suriye’den geldi. Şam yönetimi ile
    Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan kapsamlı ateşkes anlaşması, bölgede
    yıllardır süren çatışma ve paralel yönetim anlayışını sona erdirme yolunda atılmış tarihi bir
    adım niteliği taşıyor. Anlaşmanın temel maddeleri, istikrarın yeniden tesisi için kritik öneme
    sahip:
    Egemenliğin Devri: Sınır kapıları ile ülkenin zengin petrol ve doğalgaz sahalarının
    kontrolü merkezi hükümete devrediliyor.
    Devlet Yapısına Entegrasyon: Tüm SDG askeri ve güvenlik personeli, Savunma ve
    İçişleri bakanlıklarının yapılarına entegre edilecek.Bu adımlar, Suriye’nin
    kuzeydoğusundaki fiili bölünmüşlüğü ortadan kaldırarak ülkenin üniter yapısını
    güçlendirme potansiyeli taşıyor. Piyasa, bu gelişmeyi “genel tabloyu olumlu” olarak
    değerlendirse de henüz tüm riskleri tam olarak fiyatlamış değil. Türkiye’nin konuya
    yaklaşımı da bu süreçte belirleyici olacaktır. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıkladığı 8
    maddelik yol haritası, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve üniter yapısına yapılan güçlü
    vurgu ile Ankara’nın kırmızı çizgilerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Suriye’deki bu
    olumlu hava, doğru yönetilirse bölgesel risk primini düşürerek tüm bölge ekonomileri
    için pozitif bir katalizör olabilir.
    Grönland Anlaşmazlığı: Atlantik’in İki Yakasında Yükselen Tansiyon
    Doğuda barış umutları yeşerirken, Batı’da ise yeni bir ticaret savaşı bulutu toplanıyor. ABD
    Başkanı Trump’ın, Grönland’da planlanan NATO askeri tatbikatlarını gerekçe göstererek
    aralarında Fransa, Almanya ve İngiltere’nin de bulunduğu sekiz Avrupa ülkesine yönelik
    %10’luk ek gümrük vergisi tehdidi, küresel piyasalar için ciddi bir risk unsuru oluşturuyor.
    Tehdidin, “Grönland’ın tamamen satın alınması için bir anlaşma sağlanmaması durumunda”
    Haziran ayında %25’e çıkarılması potansiyeli, gerilimin ne denli ciddiye bindiğini gözler
    önüne seriyor.Avrupalı liderlerin “tehlikeli bir aşağı yönlü sarmal” olarak nitelendirdiği bu
    hamle, sadece küresel tedarik zincirlerini ve maliyetleri bozmakla kalmayıp, onarılması zor
    bir transatlantik güven bunalımı yaratarak yatırımcı güvenini ve küresel büyüme beklentilerini
    de sert bir şekilde aşağı çekme potansiyeli taşıyor. Avrupa Birliği’nin yanıtı ise gecikmedi.
    AB’yi güçlü “anti-zorlama” ticaret aracını devreye sokmaya çağıran Fransa Cumhurbaşkanı
    Macron’un çıkışını, yaklaşık 93 milyar avroluk ABD ihracatına misilleme vergisi getirme
    seçeneklerinin masaya yatırılması izledi. Küresel piyasalar, NATO müttefikleri arasındaki bu
    derin ayrışmayla diken üstündeyken, Türk piyasalarının bu fırtınaya nasıl bir tepki vereceği
    ise merak konusu.
  2. Türk Piyasalarının Direnci: Küresel Belirsizliğe Rağmen Pozitif Ayrışma
    Küresel satranç tahtasında bu denli tehlikeli hamleler yapılırken, Borsa İstanbul’un haftaya
    rekorlarla başlaması, ilk bakışta şaşırtıcı görünebilir. Ancak bu direnç, küresel belirsizliklere
    karşı yerel dinamiklerin ne denli güçlü bir tampon oluşturduğunu gözler önüne seriyor.
    Piyasa, şimdilik Atlantik’teki ticaret savaşı bulutlarını görmezden gelerek, Suriye’den gelen
    olumlu haberlere ve güçlü iç talebe odaklandığını gösteriyor.
    2.1. Borsa İstanbul’da İyimserlik Hakim: Rakamlar Ne Anlatıyor?
    Borsa İstanbul, haftaya küresel belirsizlikleri göz ardı eden bir performansla başladı.
    Rakamlar, piyasadaki iyimser havayı net bir şekilde ortaya koyuyor:
    ● BIST-100 Endeksi: Haftaya %1,70 ‘lik bir artışla 12.668,52 puandan başladı.
    ● İşlem Hacmi: 4,489 milyon ABD doları seviyesine ulaşan işlem hacmi, 3 aylık
    ortalamanın %39 üzerinde gerçekleşerek piyasaya yönelik güçlü ilgiyi teyit
    etti.Yükseliş trendinin devam etmesi ve TL bazında tarihi zirvelerin yenilenmesi, bu
    momentumun gücünü gösteriyor. Ancak piyasa genelindeki yükselişe rağmen hisse
    bazında ciddi ayrışmalar dikkat çekiyor. Son bir aylık performansa bakıldığında
    BIST50 içinde öne çıkanlar ve geride kalanlar şöyle sıralanıyor:
    ● En İyi Performans: ASELS (+%50), BRSAN (+%30), ASTOR (+%15)
    ● En Kötü Performans: KONTR (-%24), SASA (-%16), MIATK (-%11)
    2.2. Yerli Yatırımcının Güçlü İştahı: Üçay Mühendislik Örneği
    Yerli yatırımcının piyasaya olan güveni ve iştahı, son halka arzlarda net bir şekilde görülüyor.
    Üçay Mühendislik ‘in 25 milyon dolarlık halka arzına gelen güçlü talep, bu durumun en
    somut göstergesi. Yaklaşık 785 bin yerli bireysel yatırımcının katıldığı halka arzda,
    bireysel yatırımcılara ayrılan paya 2,5 kat talep gelmesi, sermaye piyasalarının tabana
    yayılmasının ve yerli yatırımcı ilgisinin ne denli güçlü olduğunun altını çiziyor.
    2.3. Yabancı Sermayenin Rotası: Giriş ve Çıkışlar
    Yabancı sermayenin rotası, piyasadaki ayrışmanın altını çizen bir başka kritik gösterge.
    Geçen hafta Türk hisse senetlerine tahmini net 236 milyon dolarlık giriş yaşanması ilk
    bakışta olumlu bir sinyal. Ancak detaya inildiğinde, bu rakamın ardında yabancı sermayenin
    Borsa İstanbul içinde ne denli stratejik bir rotasyon gerçekleştirdiğini görüyoruz.Zira son
    yılların popüler ve perakende yatırımcının gözdesi olan SASA’dan 238 milyon dolarlık
    devasa bir çıkış yaşanmış. Bu tekil çıkış hariç tutulduğunda, yabancıların diğer Türk
    hisselerine yaptığı net alımın aslında yaklaşık 474 milyon dolar gibi çok daha güçlü bir
    seviyede olduğu ortaya çıkıyor. Bu durum, yabancı sermayenin risk algısını “spekülatif
    büyümeden” “istikrarlı değere” doğru kaydırdığına işaret ediyor. Nitekim sermaye akışlarının
    yöneldiği ve çıktığı hisseler bu tezi doğruluyor:
    ● Net Giriş Olan Hisseler: TUPRS (86 mn $), KCHOL (52 mn $), ASELS (51 mn $)
    ● Net Çıkış Olan Hisseler: SASA (238 mn $), THYAO (43 mn $), EKGYO (23 mn
    $)Sermayenin, Türkiye ekonomisinin temel taşları sayılan sanayi devleri Tüpraş ve
    Koç Holding ile stratejik öneme sahip savunma şirketi ASELS’e akması, seçici ve
    bilinçli bir hareketin göstergesidir. Piyasadaki hem yerli hem de yabancı aktörlerin bu
    güçlü katılımı, bu hafta açıklanacak kritik ekonomik kararlar öncesinde piyasaya
    önemli bir tampon sağlıyor.
  3. Ufuktaki Gelişmeler: Enflasyon, Faiz ve Sektörel Dinamikler
    Mevcut piyasa fotoğrafının ötesine bakarak, yakın gelecekte gündemi belirleyecek
    makroekonomik kararlar ve sektörel trendleri anlamak, strateji belirlemek için hayati önem
    taşıyor. Yatırımcıların bu hafta ve önümüzdeki dönemde ajandalarının en üst sıralarında yer
    alması gereken başlıklar şunlar:
    3.1. Enflasyonla Mücadelede Küçük Bir Adım: Benzin Fiyatları
    Enflasyonla mücadele sürecinde akaryakıt fiyatları yakından izleniyor. Geçtiğimiz günlerde
    perakende benzin fiyatında yapılan %1,7’lik düşüş , enflasyon beklentileri üzerinde “hafif
    olumlu” bir etki yarattı. Ancak resmin bütününe bakıldığında, Ocak ayı başından bu yana
    aylık artışın hala %0,3 seviyesinde olması, dezenflasyon sürecinin ne kadar hassas
    olduğunu ve tek bir veriyle rehavete kapılmamak gerektiğini gösteriyor.
    3.2. Otomotiv Sektöründe Geleceğin Kodları: AB, Elektrikli Araçlar ve TOGG
    Otomotiv sektörü, önemli gelişmelerin eşiğinde. Sektörün ihracatının %75’ini oluşturan
    Avrupa Birliği ile olan ticari ilişkilerde kritik bir tarih yaklaşıyor. “AB’de üretilmiştir”
    çerçevesiyle ilgili netliğin 28 Ocak ‘ta sağlanması beklenirken, sektör temsilcileri Türk
    üreticilerin bu kısıtlamalardan muaf tutulacağı konusunda iyimser.Diğer yandan, elektrikli
    araç (EV) dönüşümü hız kesmeden devam ediyor. Aralık 2025 itibarıyla Türkiye’deki EV
    sayısı 374 bine , şarj istasyonu sayısı ise 38,8 bine ulaştı. Ancak şarj istasyonu başına
    düşen araç sayısının artmaya devam etmesi, altyapı yatırımlarının önemini bir kez daha
    ortaya koyuyor. Bu alanda dikkat çeken bir diğer gelişme ise TOGG ‘un hafif ticari araç
    (LCV) segmentine gireceğine işaret eden marka başvuruları oldu. Bu hamle, uzun vadede
    FROTO ve TOASO gibi pazarın mevcut oyuncuları için potansiyel bir rekabet riski
    oluşturabilir.
    3.3. Haftanın Kritik Gündemi: Gözler TCMB ve Kredi Derecelendirme Kuruluşlarında
    Bu hafta yurt içi piyasalar için en kritik iki gün Perşembe ve Cuma olacak.
    ● 22 Ocak Perşembe: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası
    Kurulu (PPK) faiz kararını açıklayacak. Bir önceki toplantıda 150 baz puanlık indirime
    giden ve dezenflasyon sürecine dair güvercin mesajlar veren TCMB’nin bu toplantıda
    atacağı adımlar ve vereceği mesajlar, piyasaların kısa vadeli yönü üzerinde belirleyici
    olacak.
    ● 23 Ocak Cuma: Kredi derecelendirme kuruluşları Fitch ve Moody’s piyasa kapanışı
    sonrası Türkiye’ye ilişkin kredi notu değerlendirmelerini yayımlayabilir . Gelecek
    olası bir not artırımı veya pozitif bir görünüm teyidi, yabancı sermaye girişlerini
    hızlandırabilir.
    Sonuç: Dengeleri Okumak ve Stratejiyi Belirlemek
    Özetle, piyasa şu anda küresel fırtına riskini Suriye’deki barış umudu ve iç talep şemsiyesiyle
    savuşturuyor. Ancak bu şemsiyenin gücü bu hafta test edilecek. Perşembe günü TCMB’den
    gelecek mesajların tonu ve Cuma günü kredi notu cephesinden esecek rüzgarlar, piyasanın
    önümüzdeki haftalarda yağmurdan mı korunacağını yoksa fırtınaya mı yakalanacağını
    belirleyecektir. Yatırımcıların bu karmaşık ortamda soğukkanlılıklarını korumaları ve bu kritik
    veri akışını yakından takip etmeleri, önümüzdeki dönemin stratejisini belirlemede kilit rol
    oynayacaktır.

Habere Yorum Yap

Görüşlerinizi diğer okurlarla paylaşın

Hızlı İfade:
👏Tebrik
Onay
💡Fikir
📍Önemli
🎖️Başarı
✍️Katkı

Haberlerde Ara