ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, İran kaynaklı insansız hava aracı tehdidine karşı Körfez bölgesine 10 bin adet dron avcısı konuşlandırma kararı aldı. Yeni sistemlerin bölgedeki kritik altyapı ve enerji taşımacılığını korumada kullanılacağı belirtiliyor.
Bloomberg’in aktardığı bilgilere göre “Merops” adı verilen dron avcıları, askeri nakliye uçaklarıyla Körfez’e sevk edilmeye başlandı. Bu yeni savunma hamlesiyle birlikte Amerikan ve İsrail savaş uçakları İran topraklarında balistik füze sistemleri ve fırlatma rampalarına yönelik operasyonlarını sürdürürken, dron avcıları da Körfez ülkelerinde enerji tesisleri ve petrol tankerlerini koruma görevini üstlenecek.
Bölgede en büyük risklerden biri, maliyeti birkaç bin dolar seviyesinde olan ancak 50 ila 70 kilogram patlayıcı taşıyabilen “Şahid” tipi kamikaze dron sürüleri olarak görülüyor. Bu tehdide karşı geliştirilen “Merops” dronları ise ABD merkezli Project Eagle şirketi tarafından üretildi. Şirketin yönetiminde Google’ın eski CEO’su Eric Schmidt bulunuyor.
Yaklaşık 70 santimetre boyutundaki dron avcıları yapay zekâ teknolojisiyle çalışıyor. Sistem, yaklaşan düşman dronunu tespit ettiğinde otomatik olarak havalanıyor ve hedefe yaklaşarak kendini patlatarak tehdit unsurunu etkisiz hale getiriyor.
Seri üretime geçen “Merops” dronlarının birim maliyetinin yaklaşık 3 bin dolar olduğu ifade ediliyor. Böylece değeri 5 ila 10 bin dolar arasında değişen İran yapımı dronlara karşı, maliyeti en az 3 milyon dolar olan Patriot füzeleri yerine çok daha düşük maliyetli bir savunma alternatifi devreye sokulmuş olacak.
Öte yandan 9 Mart’ta ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşen telefon görüşmesine ilişkin dikkat çekici bir iddia da gündeme geldi. Beyaz Saray’a yakınlığıyla bilinen Axios’un haberine göre Putin, görüşmede Trump’a İran’ın elindeki yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yaklaşık 460 kilogram uranyumun Rusya tarafından alınmasını önerdi.
İddiaya göre Putin, bu adımın büyük bir savaşın önüne geçebileceğini savundu. Ancak Trump’ın bu öneriye sıcak bakmadığı ve İran’ın nükleer silaha dönüşme potansiyeli taşıyan uranyumunun kontrolünün doğrudan ABD’de olması gerektiğini ifade ettiği öne sürüldü.
