Orta Doğu eksenli İran geriliminin sıcak çatışmaya evrilmesi ve Hürmüz Boğazı’nda baş gösteren kriz, küresel petrol arzını kısıtlayarak Avrupa genelinde akaryakıt bedellerinin hızla tırmanmasına neden oldu. Kıta sathında benzin fiyatlarında %10’u aşan keskin yükselişler gözlemlenirken, pek çok noktada litre maliyetleri 2 euro barajını, yani güncel kurla 103 Türk Lirası seviyesini geride bıraktı. Yaşanan bu enerji şoku, ulaşım dinamiklerini ve otomotiv dünyasındaki tüketici eğilimlerini kökten sarstı.
Giderek ağırlaşan yakıt faturaları, araç sahiplerini ve potansiyel alıcıları stratejik bir yol ayrımına getirdi. Günlük sürüş maliyetlerini asgari düzeye indirmeyi hedefleyen geniş bir kitle, geleneksel içten yanmalı motorlara veda ederek rotasını süratle elektrikli mobilite çözümlerine çevirdi.
Elektrikli araç segmentindeki bu hareketlilik aslında yeni olmasa da, mevcut dalgalanmanın en çarpıcı yönü talebin sıfır kilometre araçlardan ziyade ikinci el piyasasına kayması oldu. Uluslararası medya verilerine göre Fransa’da kullanılmış elektrikli otomobil ticaret hacmi son yirmi bir günde iki katına çıkarken, Almanya’daki dijital platformlarda yapılan elektrikli araç sorgulamaları tam üç kat artış gösterdi. Hollanda, Belçika ve İskandinav ülkelerinde de benzer bir tablo hakim; ikinci el elektrikli model ilanları, tarihinin en yoğun kullanıcı trafiğini yönetiyor.
