Yemen’deki Husilerin 28 Şubat’ta patlak veren çatışmalara İsrail’e yönelik füze saldırısıyla dahil olması, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimin arttığı bir dönemde dikkatleri yeniden Babül Mendeb Boğazı’na yöneltti.
Her ne kadar Husiler İsrail’e karşı saldırılar gerçekleştirmiş olsa da, şu ana kadar Babül Mendeb hattını doğrudan hedef alan bir girişimde bulunmuş değiller.
Ancak örgütün savaşa katılması, Hürmüz’de yaşanan sıkıntılar nedeniyle zaten hassas olan enerji piyasasında daha derin krizlerin kapıda olabileceği yönünde yorumlara neden oldu.
Kızıldeniz’in güney çıkışında konumlanan ve Arap Yarımadası ile Afrika kıtası arasında yer alan Babül Mendeb Boğazı, Kızıldeniz’i Aden Körfezi üzerinden Hint Okyanusu’na bağlayan hayati bir geçiş noktası olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda Asya, Avrupa ve Afrika arasındaki deniz ticaretinin ana bağlantı hatlarından biri olarak kabul ediliyor.
Yaklaşık 26 kilometrelik en dar genişliğe sahip olan bu stratejik geçit, Süveyş Kanalı’nın inşa edilmesiyle birlikte Akdeniz ile Doğu Asya arasındaki taşımacılığın ayrılmaz bir parçası haline gelerek ekonomik değerini daha da artırdı.
Bugün Babül Mendeb, küresel deniz ticareti açısından en kritik arterlerden biri olarak görülüyor. ABD Enerji Bilgi İdaresi verileri, dünya genelinde deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık yüzde 10’unun bu rota üzerinden geçtiğini ortaya koyuyor. Günlük ortalama 4 milyon varil petrol ve türevleri bu boğaz aracılığıyla uluslararası piyasalara ulaştırılıyor.
Bu hacim, petrol fiyatlarının varil başına 70-80 dolar seviyesinde hesaplanması durumunda günlük yaklaşık 300 ila 350 milyon dolarlık bir enerji akışına işaret ediyor.
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın verileri de küresel deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12’sinin Süveyş güzergahını kullandığını gösterirken, Babül Mendeb’in bu hattın giriş-çıkış kapısı olması önemini daha da pekiştiriyor.
Dünya Bankası değerlendirmelerine göre Kızıldeniz rotası, küresel konteyner taşımacılığında kritik bir koridor işlevi görüyor. Hürmüz Boğazı’ndaki jeopolitik risklerle birlikte düşünüldüğünde Babül Mendeb’in stratejik rolü daha net ortaya çıkıyor.
Uzmanlar, Hürmüz’deki krizin derinleşmesi ve Süveyş hattının işlevsiz hale gelmesi durumunda hem enerji tedarikinde hem de küresel mal akışında ciddi aksaklıkların yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Husilerin Babül Mendeb geçişlerini engellemeye yönelik olası hamleleri, Süveyş rotasını kullanan gemilerin Afrika’nın güney ucundaki Ümit Burnu’na yönelmesini zorunlu kılabilir.
Bu senaryoda özellikle petrol tankerleri başta olmak üzere gemilerin yolculuk süreleri ortalama 10 ila 15 gün uzarken, gemi başına maliyetler yüz binlerce dolardan başlayıp 1 milyon dolara kadar çıkabiliyor. Yakıt tüketimi, sigorta giderleri ve navlun ücretlerindeki artış ise toplam yükü daha da ağırlaştırıyor.
Kızıldeniz kıyı şeridinin büyük bölümünü kontrol altında tutan Husiler, Hudeyde gibi stratejik limanları da elinde bulundurarak bölgedeki etkisini sürdürüyor.
Öte yandan Haziran 2025’te İngiltere Deniz Ticaret Örgütü, Babül Mendeb ve Aden Körfezi çevresinde ABD ile bağlantılı ticari gemiler için yüksek risk uyarısında bulunmuştu.
