Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kurucu lider Başbuğ Alparslan Türkeş’in ölümünün 29’uncu yılında yayımladığı anma mesajında, “Yaktığı ateş asla sönmeyecek” ifadesini kullandı.
Bahçeli, mesajında şu görüşlere yer verdi: “Alparslan Türkeş, Türk milliyetçiliği düşüncesini sistemleştirerek geniş halk kitlelerine ulaştırmış, bu anlayışı siyasi bir projeye dönüştürerek yurt sathına ve hatta hudutların ötesine taşımış büyük bir fikir, dava ve devlet adamıdır. Onun başlattığı ülkücü yol, milli coşku ve hedefleri tek bir bilinçte birleştirmiştir. Türkeş, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletini muhafaza etmek, daha da kudretli kılmak ve dünyada hak ettiği seviyeye çıkarmak için ortak bir milli anlayış etrafında kenetlenmek gerektiğini vurgulamış, milletin bütün sıkıntılarından çıkış yolunun ancak topyekûn bir kalkınma ile sağlanabileceğini belirtmiştir.
Partimizin Kurucu Genel Başkanı, Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i ebediyete intikal edişinin 29’uncu yılında saygı ve rahmetle yâd ediyorum. 25 Kasım 1917’de Lefkoşa’da başlayan 80 yıllık mübarek bir hayat, 4 Nisan 1997’de Ankara’da noktalanmıştır. Alparslan Türkeş, Türk milliyetçiliği fikrini kurumsal bir kimliğe kavuşturarak geniş kesimlere ulaştıran, bunu siyasi bir programa dönüştürüp vatanın dört bir yanına hatta sınırların dışına yayan büyük bir düşünce, dava ve devlet insanıdır. Açtığı ülkücü çığır, milli heyecan ve dilekleri ortak bir şurada bütünleştirmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk ulusunu savunmak, güçlendirmek ve küresel arenada layık olduğu konuma getirmek için milli bir görüş etrafında birleşilmesi gerektiğini ileri süren Türkeş, Türk milletinin tüm sorunlarından kurtuluşunun ancak bütüncül bir kalkınma ile mümkün olduğunu ifade etmiştir. Merhum Türkeş, Türk devlet ve siyaset yaşamına derin izler bırakmış bir mücadele adamıdır. Fırtınalı yıllarda, zorlu koşullarda, sıkıntılı dönemlerde ilke ve ülkülerine cesurca sahip çıkmış, duruşundan ve düşünsel tutarlılığından asla ödün vermemiştir. Hiçbir çıkar vaadine kanmamış, yolundan sapmamış, satılanlardan, korkanlardan, terk edenlerden olmamıştır.
Türk milliyetçiliğinin çile ve savaşla dolu geçmişine yakından tanıklık etmiş, bu mücadeleye bizzat katılmış, varlığıyla bu uğraşa farklı bir derinlik kazandırmıştır. Türkeş, Türklük ideali ve Türk milliyetçiliği davasının günümüze ulaşan onurlu geçmişindeki en kilit figürlerden biridir. Tarihten güç alarak gözlerini geleceğin ufkuna dikmiştir. “Emanet aldığım davaya sarıldım. Asla geriye bakmadan, duraksamadan, hiçbir şeyi umursamadan ilerliyorum.” sözüyle büyük Türk milletinin elden ele taşınan kutsal emanetini, kuşaktan kuşağa aktarma kararlılığını ortaya koymuştur. Türk milliyetçiliğini, Türk milletini sevmek ve onu yüceltme ideali olarak tanımlayarak ömrünü bu hedefe adamıştır.
Kararlı yaşam çizgisi, tavizsiz tutumuyla davamızın onuruna leke sürmemiş; tehdit ve tehlikeler karşısında zayıflık göstermemiştir. Büyük bir direniş, derin bir gönül ve ideal insanı olan Türkeş, hayatını kutsal davasına vakfetmiş, ruhunu Türk-İslam ülküsünün zaferine adamış, sağduyunun güçlü sesi ve demokrasinin yılmaz bir neferi olmuştur. Haksızlık karşısında sessiz kalmamış, geleceğin büyük Türkiye’sini planlamış ve bunu bıkmadan usanmadan anlatmıştır. Ne mutlu ki Milliyetçi Hareket Partisi, ülkemizin her meselesine çözüm getirebilecek düşünce, vizyon ve kadrolar yetiştiren bir siyaset okulu ve ekolü hâline gelmiştir. Fikirlerimiz ve siyasi gayretimiz aziz milletimizde ve mazlum yüreklerde karşılık bulmuştur.
Merhum Türkeş’in tutuşturduğu meşale sönmeyecek, yaptığı zamanı aşan çağrı asla unutulmayacaktır. Şan ve şerefle 57 yılı geride bırakan Milliyetçi Hareket Partisi, bugün dünden daha güçlü, daha gelişmiştir. Partimizin 1969’daki kuruluşundan bu yana elde ettiğimiz birikim ve deneyimler, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın inşa ve imar müjdesine dönüşmüştür. Merhum Türkeş, “Türk milletinin büyük ve onurlu geçmişine yaraşır bir gelecek inşa etme davası” olarak tanımladığı Türk Milliyetçiliği idealini, “Türklük gurur ve bilinci ile İslam ahlak ve erdemini” bir araya getiren manevi bir temele oturtmuştur. Türkeş, Milliyetçi Hareket’in ana felsefesini “insan sevgisi” olarak belirlemiş; “gerçek milliyetçiliğin, milleti oluşturan her insanı hiçbir ayrım yapmadan aynı derecede sevmek” olduğunu savunarak milli birlik ve beraberliğimizin temelini kuvvetlendirmiştir.
Türk ulusunun en büyük gücünün tarih boyunca sergilediği birlik ve dayanışma olduğunu vurgulayarak Peygamber Efendimizin “birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” hadisini sıkça dile getirmiştir. Ona göre “Türk milletinin kutsal güç kaynaklarından biri birlik, beraberlik ve iç barış ülküsüdür.” Onun “iç barış ülküsü” kavramı, Türkiye’deki her türlü fitne, nifak ve ayrılıkçı harekete karşı çağları aşan bir panzehir niteliğindedir. Bugün geniş bir toplumsal kabul gören Terörsüz Türkiye vizyonu, “iç barış ülküsü”nün hayata geçmiş halidir. Türkeş’i gerçek anlamda anmak, hatırasını yâd etmek; onu doğru anlamaktan, ülküsünü ve fikirlerini eksiksiz korumaktan, eserlerine ve emanetine yüksek bir şuurla sahip çıkmaktan geçer.
Merhum Türkeş’in iki kutsal emaneti olan Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları, güvenilir ve yetkin ellerde bugün milletimizin gelecek ve bağımsızlık güvencesidir. Milliyetçi ülkücü hareket, aynı prensiplerle yolunda kararlılıkla yürümeye devam edecektir. Başbuğumuzun vizyonu doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak milli özlem ve amaçlarımıza azimli adımlarla ulaşmak, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda lider ülke ve süper güç Türkiye’yi inşa etme çabası içindeyiz. Bizim gücümüz Türk milleti, tek sığınağımız ve manevi ödülümüz Rabbimizin koruyuculuğu ve lütfudur. Ruhu şad, kabri nur, mekânı cennet olsun. Tüm dava büyüklerimizle birlikte Cenab-ı Hak ondan razı olsun.”
