Kovid-19 salgınıyla birlikte askıya alınan Çin-Kuzey Kore arasındaki yolcu uçak seferleri, bugün gerçekleştirilen bir uçuşla yeniden başladı.
Çin’in ulusal havayolu Air China’nın resmi sitesinde paylaşılan tarife bilgilerine göre, “CA121” sefer sayılı uçak, TSİ ile sabah 08.05’te Pekin Başkent Uluslararası Havalimanı’ndan havalandı ve saat 11.00 itibarıyla Pyongyang Sunan Uluslararası Havalimanı’na indi.
Air China daha evvel, Pekin-Pyongyang hattındaki “CA121/CA122” seferlerine 30 Mart itibarıyla yeniden başlayacağını açıklamıştı. Şirket, bu güzergâhta “Boeing 737-800” modeli uçaklarla haftalık karşılıklı seferler düzenlemeyi hedefliyor.
Kuzey Kore’nin bayrak taşıyıcı kuruluşu Air Koryo ise 2023 yılının son çeyreğinde Çin’e yolcu taşımacılığını tekrar başlatmış durumda. Söz konusu şirket, halihazırda Pekin ve Şınyang kentlerine haftada ikişer sefer düzenliyor.
İki ülke arasında pandemi sebebiyle durdurulan tren seferleri de ayın ortasında yeniden faaliyete geçmişti. Uçuşların da eklenmesiyle birlikte düzenli hava yolu trafiği tam anlamıyla restore edilmiş oldu.
Pyongyang yönetimi şu aşamada yalnızca resmî görevliler ile özel izin belgesi olanların girişine onay verse de atılan bu adım, dünyanın en izole toplumlarından birine yönelik seyahat yasaklarının gevşediğini gösteren en net gelişme olarak değerlendiriliyor.
Güney Kore Uluslararası Ekonomik Politika Enstitüsü’nün verilerine göre, 2019’da Kuzey Kore’yi yaklaşık 300 bin yabancı ziyaret etmiş, bu ziyaretçilerin yüzde 90’ını ise Çinli turistler oluşturmuştu. Pandemi öncesinde yıllık ortalama 5 bin civarında seyreden Batılı turist sayısı ise, 2017’de ABD’li öğrenci Otto Warmbier’in tutuklanması ve ardından hayatını kaybetmesiyle Washington’ın uygulamaya koyduğu seyahat kısıtlamalarının ardından sıfırlanmıştı.
2024’te kapılarını Rus turistlere aralayan Pyongyang, Şubat 2025’te sıkı gözetim altında gerçekleşen Batılı tur operatörlerine yönelik ziyaretlere geçici olarak müsaade etmişti. Yeni inşa edilen plaj tesislerinde Rus turistlerin yoğun ilgisi beklenirken, yetkililer geçtiğimiz temmuzda yabancı girişlerine yasak getirildiğini bildirmişti.
On yıllardır Kuzey Kore’nin en büyük ticaret ve diplomasi ortağı konumundaki Çin, 26 milyonluk ülkenin gıda ve enerji gereksiniminde hayati bir rol üstleniyor. İki ülke arasındaki yıllık ticaret hacminin, salgın sonrası dönemde toparlanarak 3 milyar dolar düzeyine ulaştığı ifade ediliyor.
AFP’ye konuşan Kuzey Kore uzmanı Lim Eul-chul, özellikle Orta Doğu’daki gerilimin Pyongyang ile Pekin arasındaki koordinasyon ihtiyacını artırdığına dikkat çekerek, “Orta Doğu’daki çatışma, ABD hegemonyasına karşı duran aktörler arasındaki dayanışmayı tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kritik hale getirdi” yorumunda bulunuyor.
Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’un, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına asker ve mühimmat desteği sağlaması karşılığında Moskova’dan mali kaynak, askeri teknoloji ve enerji yardımı aldığı belirtiliyor.
Bu süreçte, ABD Başkanı Donald Trump’ın mayıs ayındaki Pekin ziyareti öncesinde Çin’in, Kuzey Kore üzerindeki etkisini stratejik bir koz olarak devreye sokabileceği konuşuluyor. Oslo Üniversitesi’nden Profesör Vladimir Tikhonov’a göre, “Pekin’in Washington ile yapılacak hassas müzakereler öncesinde Pyongyang’la olan yakınlığını öne çıkarmaya çalışması son derece anlaşılır bir hamle.”
Uzmanlar, Çin’in artık Kuzey Kore’yi nükleer silahlardan arındırmaya yönelik baskı uygulamak yerine, “rejimin sürdürülebilirliğini garanti altına alma” stratejisine ağırlık verdiğini vurguluyor.
