Dünyaca tanınan ABD’li gazeteci Tucker Carlson’ın Çinli akademisyen ve analist Jiang Xueqin ile gerçekleştirdiği kapsamlı söyleşi, dikkat çeken değerlendirmeleri gündeme taşıdı. Xueqin’e göre İran merkezli gerilim, tıpkı Ukrayna’daki çatışma gibi yıllara yayılan bir yıpratma sürecine evrilebilir; bu durum küresel enerji dengelerini altüst ederek mevcut uluslararası sistemi kökten dönüştürebilir.
Uzman isme göre Tahran yönetimi, kesin bir başarı elde etmeden müzakere masasına oturmayacak. Son dönemde İran’ın en büyük doğal gaz sahalarına yönelik saldırılar ve Körfez ülkelerinin enerji altyapısına verilen karşılıklar dikkat çekiyor. Xueqin, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden baskı kurarak petrol fiyatlarını varil başına 200 dolara kadar yükseltmeyi hedeflediğini savunuyor.
Bu seviyedeki fiyat artışının, ucuz enerjiye dayalı küresel ekonomik düzeni ciddi biçimde sekteye uğratacağı öngörülüyor. Güneydoğu Asya’da yakıt tedarikinde sorunlar baş göstermiş durumda; uçuş iptalleri hız kazanıyor. Xueqin, kısa süre içinde gıda arzında daralma ve karne benzeri uygulamaların gündeme gelebileceğini dile getiriyor.
ABD’nin bu süreçten avantaj sağlayamayacağını öne süren Xueqin, İran’ın olası taleplerini de sıralıyor: yaklaşık 1 trilyon dolarlık tazminat ve Orta Doğu’dan kalıcı bir geri çekilme. Washington’un bölgeden ayrılması halinde Körfez ülkelerinin İran’ın etki alanına girebileceğini belirten analist, bunun petrodolar sisteminin çöküşünü tetikleyeceğini düşünüyor. Bu senaryoda Japonya ve Güney Kore kendi stratejilerini oluşturmak zorunda kalırken, Avrupa’nın Rusya ile yakınlaşabileceği ifade ediliyor. Nihai tabloda ise doların rezerv para rolünü kaybetmesi ve ABD’nin devasa borç yükünün ekonomiyi zor durumda bırakması ihtimali vurgulanıyor.
Xueqin, savaşın dünyada üç büyük eğilimi tetikleyeceğini savunarak özellikle Japonya’nın tarihsel dayanıklılığına dikkat çekiyor ve yatırım tercihini bu ülkeden yana kullanacağını belirtiyor. Güney Kore’nin ise hem Kuzey Kore tehdidi hem de iç dinamikler nedeniyle kırılgan bir noktada olduğunu iddia ediyor.
En ağır zararı Körfez ülkelerinin göreceğini söyleyen profesör, Dubai, Katar ve Riyad gibi hızlı yükselen merkezlerin insansız hava araçlarıyla hedef alınarak büyük yıkım yaşayabileceğini dile getiriyor.
İran’ın ciddi hasar almasına rağmen Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü sayesinde yıllık yüz milyarlarca dolarlık geçiş geliri elde edebileceğini ve 10 ila 20 yıl içinde toparlanma şansı bulabileceğini de ekliyor.
Ayrıca Xueqin, İsrail’in “Nil’den Fırat’a uzanan” hedeflerine değinerek, Mescid-i Aksa’nın yıkımı ve Üçüncü Tapınak inşası gibi iddiaların dini temelli bir kıyamet senaryosuna işaret ettiğini öne sürüyor.
ABD’nin kara birlikleri göndermesinin yeni bir “Vietnam benzeri çıkmaz” yaratabileceğini savunan analist, Donald Trump’a da çağrıda bulunarak yeni bir küresel düzen için Rusya, Çin ve İran ile iş birliği yapılmasını öneriyor.
Söyleşide ayrıca Batı medeniyetinin kendi iç dinamikleriyle zayıfladığı, akademik dünyanın klasik eserlerden uzaklaştığı da dile getiriliyor. Çin’de Shakespeare’in hâlâ okutulduğunu hatırlatan Xueqin, Batı’nın entelektüel anlamda gerileme yaşadığını iddia ediyor.
Bu değerlendirmeler tartışma yaratsa da enerji arzındaki kırılganlık, jeopolitik güç dengelerindeki değişim ve Batı’nın iç sorunları açısından önemli uyarılar içeriyor. Dünya, ucuz enerji döneminin sona erdiği ve ittifakların yeniden şekillendiği farklı bir sürece mi giriyor? Gelişmeler yakından takip ediliyor.
