Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu’na göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde 10 Haziran 2019’da hayata geçirilen “Sıfır Atık Mavi Hareketi”, “Deniz Çöpleri İl Eylem Planları” çerçevesinde hız kesmeden devam ediyor.
Bu girişimle denizlerdeki kirliliğin minimize edilmesi, çöplerin kaynağında engellenmesi ve halkta bilinç oluşturulması amaçlanıyor. Bu doğrultuda, sahil ve deniz temizliğinin yanı sıra, eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri de eş zamanlı olarak yürütülüyor.
Proje kapsamında, denize kıyısı olan 28 ilde; deniz yüzeyi, sahil bandı ve deniz dibinde gerçekleştirilen operasyonlarla şimdiye dek 325 bin ton atık toplanarak imha edildi.
Marmara Denizi’nde izleme yapılan istasyon sayısı 150’ye ulaştırılırken, bin metreküp ve üzeri arıtma kapasitesine sahip tüm tesisler, haftanın yedi günü kesintisiz olarak dijital denetime tabi tutuluyor.
İzmit Körfezi’nde yapılan müdahalelerle 1 milyon 850 bin metrekarelik deniz alanı taranırken, 1 milyon 620 bin metreküp dip çamuru bölgeden uzaklaştırıldı. Bu girişim, Avrupa’nın en geniş çaplı çevre ve denizcilik hamlelerinden biri olarak gösteriliyor.
Özellikle Marmara Denizi başta olmak üzere tüm deniz ekosisteminde, hem karadan hem de denizden kaynaklanan kirletici unsurlara karşı mücadele kararlılıkla sürerken, su kalitesinin iyileştirilmesi hedefleniyor.
Deniz kirliliğinin büyük bir kısmı karasal kökenli etmenlerden meydana gelirken, bilhassa kentsel atık suların aktığı akarsular, kirlilik yükünü doğrudan denizlere ulaştırıyor. Bu sebeple, denize dökülen nehirlerin konumları ve bu sularla taşınan kirletici unsurların tespitine yönelik araştırmalar devam ediyor.
Bu çerçevede İstanbul’da, dere ve nehir ağızlarında temizlik operasyonları da aralıksız sürdürülüyor.
İstanbul’un su havzalarından Terkos, Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri, kirlilik riski açısından kritik bölgeler arasında sayılıyor. Küçükçekmece ve Büyükçekmece göllerinin denizle bağlantılı olması nedeniyle tuzlu su yapısına sahip olması, Terkos Gölü’nün ise tatlı su kaynağı niteliği taşıması, bu alanların korunmasını daha da hayati kılıyor.
İstanbul’da denizdeki çöplerin hareket yönünü poyraz ve lodos rüzgârları belirliyor. Rüzgârın yönüne bağlı olarak atıkların birikeceği noktalar tahmin edilebiliyor, bu bilgiler ışığında rüzgâr yön haritaları hazırlanıyor.
Deniz ulaşımı ve balıkçılık da kirliliğe yol açan başlıca etkenler arasında bulunuyor. Gemilerde ve limanlarda kullanım ömrü dolan lastiklerin denize atılması ile balıkçılık esnasında bırakılan kayıp ya da terk edilmiş av malzemeleri, deniz tabanında kirlilik oluşturuyor.
