Doğa iflas mı ediyor?
Dün dünya basınında yer alan bir haber, sadece çevrecileri değil, iş dünyasından teknoloji liderlerine kadar hepimizi derinden düşündürmeli: Dubai’de kurulan “BioVault” biyolojik kasasında, nesli tükenmekte olan 10.000 türün genetik materyali dondurularak koruma altına alınıyor.
Bu gelişmeyi sadece bir laboratuvar haberi olarak okuyup geçemeyiz. Aslında bu, insanlık olarak doğaya karşı verdiğimiz taahhütlerin bir nevi “teknolojik sigorta poliçesi”dir.
Neden Bu Noktaya Geldik?
Bugün bilim dünyası, tarihteki altıncı büyük yok oluşun tam ortasında olduğumuzu söylüyor. Ancak bu kez fail bir meteor değil; ormanların kontrolsüzce talan edilmesi, sanayi kaynaklı hava kirliliği ve teknolojinin ekosistem üzerindeki yıkıcı ayak izidir. Yaşam alanlarını yok ettiğimiz canlıların genetik şifrelerini şimdi -196 derecede dondurarak geleceğe taşımaya çalışıyoruz.
Biyolojik Mirasın “Tescili” ve Korunması
Bir marka veya buluş, tescil edilmediği ve korunmadığı sürece nasıl yok olmaya mahkumsa; doğanın milyonlarca yılda “tasarladığı” bu genetik değerler de bizim en büyük mirasımızdır. Dubai’deki bu girişim, aslında biyolojik bir “hak sahipliği” korumasıdır. Ancak asıl soru şudur:
Kasada sakladığımız bu genleri geri getirecek bir dünya bırakabilecek miyiz?
Teknoloji bize “geri getirme” (de-extinction) şansı tanıyor olabilir; fakat asıl başarı, bu canlıların dondurulmasına gerek duyulmayacak bir sürdürülebilirlik modelini bugünden inşa etmektir.
Geleceğin Sorumluluğu
Kurumsal dünyada “sürdürülebilirlik” artık bir tercih değil, hukuki ve ahlaki bir zorunluluktur. Doğanın tescilli mirasını korumak, sadece biyologların değil; sanayicinin, hukukçunun ve her bir bireyin öncelikli görevi olmalıdır.
Unutmayalım ki; doğanın iflas ettiği bir senaryoda, hiçbir teknolojik yedekleme bizi kurtarmaya yetmeyecektir.
Saygılarımla,
İsmail Sadırlı Uygun Patent Yönetim Kurulu Başkanı
