Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı’nın davetiyle Gazze’nin batı kesiminde bir araya gelen kalabalık, işgalin devam eden saldırılarına karşı durdurulma talebinde bulunarak, kapatılan Mescid-i Aksa’nın yeniden ibadete açılması için İslam ve Arap coğrafyasına sorumluluk üstlenme çağrısı iletti.
Gösterinin, hem Aksa’nın kapalı kalmasını sürdürmesine hem de tutuklu Filistinliler için uygulanması planlanan ölüm cezası düzenlemesine karşı bir tepki olarak örgütlendiği ifade edilirken, yetkililer ulusal ve uluslararası arenada girişimlerin daha da yoğunlaştırılması gerektiğinin altını çizdi.
Filistin Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı Sözcüsü Muhammed Salim, gerçekleştirilen eylemin “Mescid-i Aksa’nın kapatılması uygulamasının devamı” sebebiyle düzenlendiğini açıkladı. Salim, söz konusu kapatma kararını “İslam dünyasının en hassas kutsal mekânlarından birini doğrudan tehdit eden ve gerilimi tırmandıran son derece riskli bir girişim” olarak değerlendirdi.
Salim, verdikleri mesajın hedefinin Arap ve İslam ülkeleri olduğunu belirterek, “Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmak için tüm güç ve imkânların bir araya getirilmesi” gerektiğini söyledi.
İsrail’in, Aksa’yı kapatarak Müslümanlara yönelik aleni bir meydan okuma içinde olduğunu vurgulayan Salim, Bakanlığın hem Mescid-i Aksa’nın kapatılmasının uzatılmasını hem de Filistinli mahpusların idamını öngören İsrail yasasını sert bir dille reddettiğini bildirdi.
Filistin Alimler Birliği üyesi Şeyh Zahir Keşku ise, Mescid-i Aksa’ya yönelik bu kapatmaya karşı etkin bir tavır alınması gerektiğini, keyfi uygulamalara son verilmesi için Tel Aviv yönetimi üzerinde baskı kurulması şart olduğunu dile getirdi.
Keşku, Mescid-i Aksa’nın “tüm İslam ümmetinin ortak değeri olduğunu” belirterek, uluslararası camia ve Arap dünyasında hâkim olan sessizliğin korunması halinde “Müslümanların mukaddeslerini hedef alan yeni saldırıların cesaret bulabileceği” konusunda uyarıda bulundu.
Keşku ayrıca, Filistinliler için ölüm cezası içeren yasanın İsrail Meclisi’nde onaylanmasını şiddetle eleştirerek, tutuklu Filistinlilere yönelik bu tarz uygulamaların, İsrail’in mahpuslara ilişkin izlediği politikayı daha da radikalleştirdiğini ortaya koyduğuna işaret etti.
İsrail, savaşı gerekçe göstererek 28 Şubat tarihinden itibaren Mescid-i Aksa’yı ibadete kapatmış durumda. Ramazan Bayramı’nda ise 1967’deki işgalden bu yana ilk defa Aksa’da bayram namazı kılınmasına müsaade edilmemişti.
İsrail Meclisi, İran’a yönelik saldırıların gündemde olduğu bir süreçte, Filistinli tutuklular için idam cezası uygulamasını getiren tartışmalı yasa teklifini onayladı.
Yeni düzenlemeye göre, “İsrail’in varlığını inkâr etme amacıyla bir İsrailli veya İsrail topraklarında yaşayan bir kişiyi öldürmek” suçundan mahkûm olanlar idam edilebilecek. Uluslararası insan hakları ve hukuk kuruluşları, bu maddenin özellikle “Filistinlileri” hedef almak üzere kaleme alındığına vurgu yapıyor.
