Yönetim Rotası Sesli Haber

Hazır • Tıkla ve dinle

0
👁️ 66
👍 0

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü kaynaklarından alınan verilere göre, bu canlılar küresel ölçekte yalnızca biyolojik çeşitlilik kayıplarına yol açmakla kalmıyor; aynı zamanda halk sağlığını tehdit ediyor ve ekonomik kayıplara neden oluyor.

Türkiye’nin de taraf olduğu ve DKMP Genel Müdürlüğü öncülüğünde uygulanan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi uyarınca, tanımlanmış ya da olası istilacı yabancı türlerin 2030’a kadar en az %50 oranında düşürülmesi planlanıyor. Özellikle adalar gibi kritik bölgelerde, bu türlerin bertaraf edilmesi ya da denetim altına alınması yoluyla ekosisteme verdikleri hasarın asgari düzeye çekilmesi amaçlanıyor.

2024-2028 dönemini kapsayan On İkinci Kalkınma Planı’nda ise kara ve deniz ekosistemlerinin muhafazası, su ürünleri stoklarının devamlılığı ve istilacı türlerin yayılımını engellemeye dönük denetim, kontrol ve takip faaliyetlerinin etkin biçimde sürdürülmesi, bir politika ve tedbir maddesi olarak öne çıkıyor.

Bu doğrultuda Genel Müdürlük tarafından, istilacı yabancı türlerle ilgili projeler kesintisiz bir biçimde hayata geçiriliyor.

MARIAS Projesi çerçevesinde Türkiye’nin dört denizinde belirlenen pilot bölgelerde çeşitli istilacı yabancı türler mercek altına alındı. Bu bağlamda Kuzey Atlantik denizyıldızı, deniz salyangozu, katil yosun, aslan balığı ve su sümbülü üzerine çalışmalar yürütüldü.

TERIAS Projesi ile karasal ve iç su ekosistemlerinde belirli hedef türler ve pilot sahalar üzerinden araştırmalar gerçekleştirildi. Proje boyunca itdolanbacı, yeşil papağan, kırmızı yanaklı su kaplumbağası, gümüşi havuz balığı, sivrisinek balığı ve su maymunu türleri çalışmalara konu edildi.

Her iki projenin tamamlanmasının ardından, hedef türler ve pilot alanlar baz alınarak hazırlanan yönetim planlarının tatbikatına, ulusal imkânlarla sürdürülen “İstilacı Yabancı Türlerin Oluşturduğu Tehditlerin Yönetimi Projesi” ile devam ediliyor.

Bu kapsamda kırmızı yanaklı su kaplumbağasının pilot alanlardan toplanması ve bilinçlendirme çalışmaları, iç sularda varlık gösteren gümüşi havuz balığı ile sivrisinek balığına karşı avcılık temelli müdahaleler sürdürülüyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yayılan itdolanbacı türüne yönelik ise bilhassa koruma statüsündeki alanlarda fiziksel müdahale ve gözlem faaliyetleri devam ediyor. İzmir’de yeşil papağan türüyle ilgili izleme çalışmaları yapılırken, Edirne’de Gala Gölü Milli Parkı’nda su maymunu, Ankara’da ise yeşil papağan üzerine uygulamalar yürütülüyor.

Tüm bu faaliyetlerin yanı sıra, 2024 yılında Ulusal İstilacı Yabancı Türler Strateji ve Eylem Planı (2024-2035) hazırlandı. “İstilacı Yabancı Türlerin Girişinin ve Yayılmasının Önlenmesi ve Yönetimine İlişkin Yönetmelik” ile Türkiye’de bu alandaki ilk kapsamlı ve özel düzenleme hayata sokuldu.

Yeni düzenlemeyle, kurumlar arası koordinasyonu sağlamak amacıyla Ulusal İstilacı Yabancı Türler Komisyonu ile Sucul ve Karasal Teknik Danışma Grupları kurulacak. Ayrıca yürütülecek faaliyetlerle toplumun bilinç düzeyinin artırılması ve böylece sürece dâhil edilmesi hedeflenerek, verilen mücadelenin etkisinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Türkiye’nin tabiat varlıklarının korunması, ekosistemlerden sağlanan faydaların sürekliliğinin temini ve sağlıklı bir çevrenin gelecek kuşaklara aktarılması hedefiyle hazırlanan bu yeni düzenlemeyle, istilacı yabancı türlerle mücadelede güçlü, eş güdümlü ve bilimsel verilere dayalı bir yapının oluşturulması planlanıyor.

Habere Yorum Yap

Görüşlerinizi diğer okurlarla paylaşın

Hızlı İfade:
👏Tebrik
Onay
💡Fikir
📍Önemli
🎖️Başarı
✍️Katkı

Haberlerde Ara