Yönetim Rotası Sesli Haber

Hazır • Tıkla ve dinle

0
👁️ 114.842
👍 23

Küresel piyasalar son günlerde, uzun zamandır uykuda olan bir jeopolitik fay hattının kırılmasına şahitlik ediyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği son saldırılar, masadaki kartların yeniden dağıtılmasına neden olurken, yatırımcıların risk iştahını da ciddi bir stres testinden geçiriyor. Bu tabloyu sadece siyasi bir kriz olarak okumak büyük bir yanılgı olur; nitekim krizin piyasalara yansıması, özellikle enerji fiyatları ve güvenli liman arayışları üzerinden çok sert oldu.

Olayın ekonomik cephesindeki en net kırılma noktası kuşkusuz enerji arzı endişeleri. Sadece iki gün içinde Brent petrolün varil fiyatının yaklaşık %12 gibi olağanüstü bir sıçramayla 82 doların üzerine çıkması, ABD şirketleri başta olmak üzere tüm küresel ekonomide enflasyon ve maliyet baskılarının yeniden hortlayabileceği endişesini körükledi. Krizin merkez üssü ise dünya enerji şahdamarı olan Hürmüz Boğazı. Bölgede gemi trafiğinin durma noktasına gelmesi üzerine ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı “sigorta ve eskort” planı, piyasalarda sadece suni ve kısmi bir rahatlama yaratabildi. Büyük sigorta kuruluşlarının savaş riskini gerekçe göstererek teminatlarını çekmesi armatörleri köşeye sıkıştırırken; U.S. International Development Finance Corporation’ın devreye alınması planlansa da, sektörün önde gelenleri bu hamleyi “geçici” bir pansuman olarak değerlendiriyor. Boğaz’dan geçen enerji hacminin devasa boyutu düşünüldüğünde, arz tarafındaki kırılganlığın bir süre daha piyasaların kâbusu olmaya devam edeceği aşikâr.

Akdeniz’de Yükselen Tansiyon ve Diplomasinin Rolü

Kriz sadece Körfez ile sınırlı kalmadı, sıcak çatışma riski kapı komşumuz Doğu Akdeniz’e de taşındı. Milli Savunma Bakanlığı’nın, İran’dan ateşlenip doğrudan Türk hava sahasına yönelen bir balistik füzenin Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO unsurlarınca etkisiz hale getirildiğini duyurması, meselenin ciddiyetini gözler önüne seriyor. Bu kritik güvenlik ihlalinin ardından ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun mevkidaşı Hakan Fidan ile temasa geçerek, Türkiye’nin egemenliğine yönelik bu tarz saldırıların “kabul edilemez” olduğunu belirtmesi ve tam destek taahhüdünde bulunması, jeopolitik risklerin müttefikler arası diplomasiyle dengelenmeye çalışıldığının önemli bir göstergesi.

Korku ve Fırsat Arasında Gidip Gelen Borsalar

Peki yatırımcı bu ateş çemberinde ne yaptı? İlk refleks, beklendiği gibi tahvil piyasasına kaçış oldu ve ABD 10 yıllık tahvil faizleri artarak %4,04 – %4,07 seviyelerine kadar tırmandı. Ancak piyasaların her zaman şaşırtıcı bir rasyonalitesi vardır; ekstra negatif bir haber akışının gelmemesiyle birlikte borsalarda hızlı bir “tepki” toparlanması izledik. Dört günlük kan kaybının ardından ABD cephesinde Dow Jones %0,49, S&P 500 %0,78 ve Nasdaq %1,29 oranında yükseldi. Avrupa piyasalarında Alman DAX ve Euro Stoxx 50 endeksleri %1,70’leri aşan kazançlarla çok daha iştahlı bir tablo çizdi. Asya’da ise deyim yerindeyse tam bir hız treni yaşanıyor; önceki gün jeopolitik şokla %12 çakılan Güney Kore KOSPI endeksinin, hemen ertesi gün %11’i aşan tarihi bir yükselişle kayıplarını telafi etmesi piyasalardaki oynaklığın (volatilite) ne denli boyutlara ulaştığını kanıtlıyor.

Borsa İstanbul’un Rotası Nereye?

İçeriye, Borsa İstanbul’a döndüğümüzde ise fırtınayı nispeten yatay bir seyirle atlatmaya çalışan bir BIST 100 endeksi görüyoruz. Günü 12.943 puan gibi kritik bir eşikte, günlük sadece %0,08’lik marjinal bir kazançla kapatan endekste bankacılık ve sınai sektörlerinin zayıf kalması dikkat çekiyor. Ancak fotoğrafın bütününe baktığımızda umut verici detaylar da var. Şirket finansallarının açıklanmaya devam ettiği bu dönemde, bilançolarını duyuran şirketlerin %26’sında yıllık bazda net bir iyileşme göze çarpıyor.

Teknik çerçeveden bakarsak, endekste 13.000 seviyesini artık bir “kader” (pivot) çizgisi olarak kabul etmeliyiz. Olası geri çekilmelerde 12.700 ve 12.400 seviyeleri destek olarak çalışacakken, yukarı yönlü bir ivmede 13.150 ve 13.450 dirençlerinin aşılması kritik. En önemlisi ise, yanı başımızdaki tüm bu jeopolitik gürültüye rağmen güncel verilere dayanan 12 aylık BIST 100 endeks hedefimizin 17.360 puan seviyesini korumasıdır; ki bu da mevcut seviyelerden %34’lük bir yükseliş potansiyeline işaret ediyor.

Sonuç olarak; küresel piyasalar bir süre daha petrol fiyatları, füze savunma sistemleri ve merkez bankası sözlü yönlendirmeleri üçgeninde yön bulmaya çalışacak. Ancak kriz dönemlerinin aynı zamanda orta ve uzun vadeli yatırımcılar için büyük fırsatlar doğurduğunu unutmamak, panik yerine rasyonel analizi ön planda tutmak gerekiyor.

“Burada yer alan bilgi ve yorumlar yatırım tavsiyesi değildir. Alım-satım önerisi içermez. Yatırım kararları, kişilerin risk ve getiri tercihleri doğrultusunda kendi sorumluluğundadır.”

Mutlaka Yorum Yapın…


Habere Yorum Yap

Görüşlerinizi diğer okurlarla paylaşın

Hızlı İfade:
👏Tebrik
Onay
💡Fikir
📍Önemli
🎖️Başarı
✍️Katkı

Haberlerde Ara