Evet, yanlış okumadınız: Kalite herkes için değildir.
Çünkü kalite; sadece isteyenin değil, gerekliliklerine katlanabilenin yoludur.
Herkes kaliteli sonuçlar ister; ama kimse o sonuca giden sancılı süreci istemez.
Kalite tavizsizdir.
Sabır ve bitmek bilmeyen tekrarlar ister.
İtiraz etmeyi, gerektiğinde karşısında durmayı göze almanı ister.
Hızdan fedakârlık,
konfordan vazgeçiş ister.
“Herkes böyle yapıyor” sığınağını terk etmeni ister.
Birçok kişi kaliteyi yalnızca müşteri şikâyeti geldiğinde ya da
denetim (yumurta) kapıya dayandığında hatırlar 🙂
İşler yolundayken ise ilk unutulan odur.
Oysa kalite böyle çalışmaz.
Kalite, kimse bakmıyorken de doğruyu yapma disiplinidir.
Gerçek kalite; bahane üretmez, suçu başkasına atmaz ve koşullar zorlaştığında feda edilen ilk şey olmaz.
Bu yüzden bazıları kaliteyi “fazla” bulur:
Fazla detaycı,
fazla yavaşlatıcı,
fazla yorucu…
Oysa fazla olan kalite değil; alışılmış düzensizliğin sunduğu sahte rahatlıktır.
Kaliteyi seçenler bedelini de kabul eder.
Herkesle aynı hızda yürüyemez, herkesle aynı yolu paylaşamazsın.
Ama fırtına koptuğunda savrulmayanlar, güven duyulan markalar ve sarsılmaz karakterler hep o azınlığın içinden çıkar.
Çünkü kalite bir slogan değildir.
Bir filtredir.
Herkesi içeri almaz;
ama içeri aldıklarını her zaman ayakta tutar.
Beğenip paylaşıp yorum yapan, okuyan, destek olan herkese teşekkür ederim.
Yorum ve fikirleriniz çok önemli.
