Kalite çoğu zaman büyük hatalarla düşmez.
Asıl düşüş, küçük tavizlerle başlar.
“Bu seferlik böyle olsun.”
“Şimdi zaman yok.”
“Nasıl olsa fark edilmez.”
Bu cümleler masum gibi görünür.
Ama kaliteyi asıl yoran, yıpratan ve sonunda düşüren tam olarak bunlardır.
Sahada şunu çok net gördüm:
Kaliteyi bozan şey çoğu zaman bilgisizlik değil, alışkanlık haline gelen tavizlerdir.
Bir ölçünün atlanması,
bir kontrolün ertelenmesi,
bir standardın esnetilmesi…
Her biri tek başına küçük görünür.
Ama tekrarlandıkça bir kültüre dönüşür.
Ve o kültür, bir markanın farkında olmadan ödediği en pahalı bedeldir.
Küçük tavizlerin en tehlikeli yanı şudur:
İlk başta hiçbir şey olmaz.
Ürün çıkar, sevkiyat gider, müşteri ses çıkarmaz.
Bu sessizlik, tavizi normalleştirir.
Ta ki bir gün…
şikâyet artana,
iade çoğalana,
güven sarsılana kadar.
Kalite yönetiminde en zor mücadele,
büyük krizlerle değil;
her gün verilen küçük kararlarla yapılır.
Gerçek kalite kültüründe şu yaklaşım vardır:
“Taviz bugün işi kurtarır,
ama yarını riske atar.”
Bu yüzden güçlü markalar şunu bilir:
Kaliteyi korumak,
her gün aynı standardı savunmak demektir.
Zor günde de, yoğunlukta da, kimse bakmıyorken de…
Sonuç olarak:
Kaliteyi düşüren büyük bir hata arıyorsan,
çoğu zaman onu bulamazsın.
Ama küçük tavizlere bakarsan,
cevap oradadır.
Çünkü kalite,
bir kez verilen büyük bir kararla değil;
her gün verilmesi gereken küçük ama doğru kararlarla ayakta kalır.
Mutlaka Yorum Yapın…
