Yönetim Rotası Sesli Haber

Hazır • Tıkla ve dinle

0
👁️ 328.854
👍 114

Transatlantik ticaret ilişkilerine yönelik artan endişeler ve jeopolitik başlıklar, küresel piyasalarda risk algısının dalgalı seyrini sürdürmesine neden oluyor. Davos’ta yapılan temaslar kısa vadeli iyimserlik yaratırken, ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret tarifeleri ve Grönland merkezli açıklamaları, piyasalarda temkinli duruşun korunmasına yol açıyor. Dünya Ekonomik Forumu kapsamında yapılan konuşmalar, özellikle ABD–Avrupa hattındaki politik tonun yumuşayıp yumuşamayacağına dair beklentileri öne çıkardı.

ABD vadeli endeksleri son dönemin sert satışlarının ardından sınırlı toparlanma çabası gösterirken, uzun vadeli tahvil faizlerindeki geri çekilme küresel ölçekte destekleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Japon tahvillerindeki toparlanma ve ABD 30 yıllık tahvil faizinin %4,91 seviyesine gerilemesi, getiri eğrisinde aşağı yönlü eğilimi teyit etti. Güvenli liman talebi güçlü kalmayı sürdürürken, değerli metallerde yükseliş eğilimi dikkat çekiyor. Buna karşın Avrupa ve Asya borsalarında zayıf görünüm korunuyor.

Analistler mevcut fiyatlamaların kalıcı bir riskten kaçıştan ziyade teknik bir düzeltme niteliği taşıdığı görüşünde birleşirken, sürdürülebilir bir yükseliş için hem tahvil faizlerinde daha belirgin bir gerilemeye hem de şirket kârlılık beklentilerinde güçlenmeye ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor.

Yurt İçinde Gözler Merkez Bankası’nda

Yurt içinde piyasa gündeminin merkezinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Para Politikası Kurulu toplantısı yer alıyor. Ocak ayı toplantısında politika faizine ilişkin karar, yalnızca kısa vadeli fiyatlamalar açısından değil, 2026 yılı para politikası patikasına dair verilecek sinyaller bakımından da kritik öneme sahip.

PPK kararı öncesinde açıklanacak tüketici güven endeksi, yurt içi turizm harcamaları ve finansal kesim dışı firmaların döviz pozisyonu gibi veriler, iç talep ve kırılganlıklar açısından yakından izleniyor. Aynı gün bankacılık sektörüne ilişkin haftalık veriler ile para ve banka istatistikleri de likidite koşullarına dair önemli ipuçları sunacak.

Borsa İstanbul: Düzeltme Süreci Derinleşiyor

Borsa İstanbul’da son günlerde satış baskısı belirginleşmiş durumda. BIST 30 endeksinde 14.201 seviyesinden başlayan geri çekilme, momentum kaybının arttığına işaret ediyor. Bankacılık sektörü görece dengeli bir görünüm sergilerken, yılın ilk günlerinden itibaren yükselişe en güçlü katkıyı sağlayan savunma sanayi hisselerinde kar realizasyonları öne çıkıyor. Bu durum, endeks genelinde yukarı yönlü isteğin zayıflamasına neden oluyor.

Teknik görünümde kısa vadede 13.800–13.720 bandı destek, 13.900–13.980 aralığı ise direnç bölgesi olarak izleniyor. VİOP Şubat vadeli Endeks 30 kontratında da önceki güçlü yükselişin ardından düzeltme formasyonlarının devreye girdiği görülüyor. 14.500 civarında ara zirve denemeleri mümkün olsa da, satış baskısının tamamen sona erdiğine dair güçlü bir sinyal henüz oluşmuş değil.

Günün kapanışında BIST 100 endeksi %0,61 düşüşle 12.728 seviyesinde tamamlanırken, toplam işlem hacmi 295,9 milyar TL olarak gerçekleşti. Hacimdeki görece yüksek seviye, düzeltme sürecinin ciddiyetini teyit ediyor.

ABD Piyasaları ve Davos Etkisi

ABD borsaları, Davos’ta yapılan açıklamaların ardından güne pozitif başladı. Dow Jones, S&P 500 ve Nasdaq endekslerinde sınırlı yükselişler görülürken, piyasalar özellikle Trump’ın Grönland konusunda “güç kullanmayacağı” yönündeki açıklamalarını yakından izledi. Ancak Avrupa ülkelerine yönelik planlanan tarifeler, küresel ticaret görünümüne ilişkin belirsizliklerin devam ettiğini gösteriyor.

Bu çerçevede küresel hisse senedi piyasalarında yön arayışı sürerken, yatırımcıların kısa vadede veri odaklı ve temkinli pozisyonlanmayı tercih ettiği görülüyor.

TEPAV’tan Para Politikası İçin İki Senaryo

Raporun son bölümünde, TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu’nun Ocak 2026 değerlendirmesi öne çıkıyor. Çalışma Grubu, Türkiye’nin 2025 yılını G20 içinde en yüksek enflasyona sahip ikinci ülke olarak tamamladığına dikkat çekerken, aylık enflasyondaki sınırlı gerilemenin mevcut hedeflerle tam uyumlu olmadığını vurguluyor.

Değerlendirmede en dikkat çekici unsur, enflasyon beklentilerindeki belirgin ayrışma. 2026 yıl sonu için resmi hedef %16 seviyesinde bulunurken, piyasa ve reel sektör beklentilerinin bunun oldukça üzerinde seyretmesi, fiyatlama davranışlarında kalıcılığı zorlaştıran temel unsur olarak görülüyor. Bu durum, para politikasının kredibilitesi ve beklenti yönetimi açısından kritik bir risk alanı oluşturuyor.

TEPAV, politika faizine ilişkin değerlendirmesini iki senaryo altında ele alıyor. İlk senaryoda, 2026 enflasyon hedefinin %16 seviyesinde korunması halinde politika faizinde indirime gidilmemesi gerektiği ifade ediliyor. İkinci senaryoda ise hedefin %20–25 bandına güncellenmesi durumunda, 150 baz puanlık sınırlı bir faiz indiriminin gündeme gelebileceği belirtiliyor.

Raporun sonuç bölümünde ise para politikasının tek başına yeterli olmayacağı vurgulanıyor. Enflasyonla kalıcı mücadele için maliye politikası, yapısal reformlar, kurumsal bağımsızlık ve risk primini düşürecek kapsamlı bir ekonomik programın gerekliliğine dikkat çekiliyor.

Genel Değerlendirme

22 Ocak 2026 itibarıyla hem küresel hem de yurt içi piyasalarda temkinli bir denge arayışı öne çıkıyor. Küresel tarafta jeopolitik ve ticaret başlıkları risk algısını canlı tutarken, yurt içinde Merkez Bankası’nın vereceği mesajlar 2026 yılına dair fiyatlama davranışları açısından belirleyici olacak. Bugünkü PPK kararı ve ardından gelecek yönlendirme, yalnızca kısa vadeli piyasa tepkileri değil, yılın tamamına ilişkin ekonomik beklentiler açısından da kritik bir eşik niteliği taşıyor

Mutlaka Yorum Yapın…

Habere Yorum Yap

Görüşlerinizi diğer okurlarla paylaşın

Hızlı İfade:
👏Tebrik
Onay
💡Fikir
📍Önemli
🎖️Başarı
✍️Katkı

Haberlerde Ara