Değerli okurlarım, ben Servet Bilze. Ekonomi sayfamız için hazırladığım bugünkü strateji bültenimizde, piyasaları adeta sarsan jeopolitik gerilimleri ve bu durumun yatırımlarımıza olası yansımalarını, boğucu teknik detaylara girmeden ve tekrarlardan kaçınarak net bir çerçevede ele alıyoruz.
Küresel Enerji Krizi ve Hürmüz Düğümü Şu an küresel piyasaların fiyatlamalarını şekillendiren en temel unsur, ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmaların merkez üssü haline gelen enerji rotaları. Dünya ham petrol ticaretinin beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği neredeyse tamamen durmuş durumda. Son 24 saatte boğazdan tek bir petrol tankeri bile geçemedi. Bu fiili kapanma durumu doğal olarak navlun ile sigorta maliyetlerini patlatırken; gübre sevkiyatlarından küresel gıda tedarikine kadar çok geniş bir yelpazeyi tehdit ediyor.
Brent petrolün haftalık %16 gibi devasa bir sıçramayla 84 doların üzerine çıkarak 2022’den bu yana en sert yükselişini gerçekleştirmesi, küresel enflasyon kâbusunu yeniden uyandırdı. Bu krizden en çok etkilenecek olanlar ise boğazdan geçen petrole yüksek oranda bağımlı olan Çin, Hindistan ve Japonya gibi Asya devleri. Trump yönetimi fiyatları dizginlemek için deniz eskortları ve siyasi risk sigortası gibi formülleri masaya getirse de, denizcilik sektörü bu adımların krizi çözmekte yetersiz kalacağını düşünüyor. Öte yandan ABD Temsilciler Meclisi’nin, Başkan’ın İran’a yönelik askeri eylemlerini Kongre onayına tabi kılan tasarıyı reddetmesi de jeopolitik risklerin bir süre daha masada kalacağına işaret ediyor.
Stratejik Rezervler Çözüm Olur mu? Bu dar boğazda gözler doğal olarak devletlerin “Stratejik Petrol Rezervlerine” çevrildi. Ancak burada ciddi bir ikilem var: Bu rezervler hemen mi kullanılmalı, yoksa krizin daha da büyüme ihtimaline karşı saklanmalı mı?. Enerji uzmanlarına göre, rezerv salımı siyasi kararlarla değil, doğrudan piyasa sinyallerine bağlı kalarak otomatik bir kural çerçevesinde yapılmalı. ABD’nin tek başına yapacağı bir rezerv salımının etkisi ne yazık ki kısıtlı kalacaktır. Eğer fiyatlar üzerinde anlamlı bir etki yaratılmak isteniyorsa, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve 120 günlük devasa stoka sahip Çin’in de dâhil olduğu koordineli bir küresel müdahale şart. Kriz uzarsa Basra Körfezi dışındaki OPEC+ üyelerinin üretimi artırması ve Rus petrolünün piyasadaki rolü çok daha kritik hale gelecek. Zaten ABD’nin Hindistan’a Rus petrolü alımı için geçici izin vermesini de küresel akışı rahatlatma hamlesi olarak okumak gerekiyor.
Merkez Bankalarının Zorlu Sınavı Artan petrol fiyatları ve bozulan enflasyon beklentileri, faiz indirim döngüsündeki merkez bankalarının da elini zorlaştırıyor. Yatırımcılar haklı olarak güvenli limanlara sığınırken, bir yandan da faiz patikasının nasıl şekilleneceğini anlamak için ABD istihdam verilerini yakından izliyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafında ise yetkililer durumu temkinli izliyor; savaşın ekonomiyi etkileme potansiyeli kabul edilse de enflasyona etkinin şimdilik birkaç yüzde puanla sınırlı kalacağı öngörülüyor. Bu karmaşık ortamda yakın vadede ECB’den radikal bir faiz kararı çıkması düşük bir ihtimal.
Yapay Zekâ Rüzgârı Makro Endişelere Direniyor Tüm bu jeopolitik ve makroekonomik bulutlara rağmen, teknoloji ve yapay zekâ cephesinde işler hız kesmeden devam ediyor. Broadcom’un yapay zekâ çip satışlarının 2027 yılında 100 milyar doları aşacağını öngörmesi, bu sektördeki eşsiz büyüme potansiyelini bir kez daha kanıtlıyor. Oracle’ın veri merkezi yatırımları nedeniyle ciddi bir yeniden yapılanmaya gitmesi ve Marvell gibi şirketlerin güçlü beklentilerle yükselmesi, teknoloji devlerinin kendi yollarında güçlü şekilde ilerlediğini gösteriyor.
İç Piyasa ve Borsa İstanbul’da Görünüm Gelelim Türkiye cephesine. Sınırımızın hemen ötesindeki bu ateş çemberi, TL varlıklarda doğal olarak bir oynaklık yarattı. Ancak piyasalar açılmadan önce Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) oldukça yerinde ve proaktif adımlarla devreye girdi. Haftalık repo ihalelerine geçici olarak ara verilerek piyasa fonlama faizi %40’a çekildi ve likidite adımları atıldı. Ülke risk primimiz (CDS) 251 baz puana kadar yükselse de, şahsi değerlendirmem, savaş risklerinin yatışması ve enerji fiyatlarının dengelenmesiyle birlikte bu baskının hızla dağılacağı yönündedir. Borsa İstanbul ise küresel satış dalgasından güçlü bir şekilde ayrışarak, kimya ve plastik sektörlerinin öncülüğünde %1,05’lik yükselişle 13.078,93 puandan son derece pozitif bir kapanış gerçekleştirdi.
Kısa Vadeli Teknik Strateji Küresel endişelerle ABD borsaları negatif kapattı. S&P 500 tarafında 6.800 seviyesini kısa vadeli ilk destek olarak takip ediyoruz; eğer kırılırsa 6.750-6.700 bandı gündeme gelebilir. Yukarı yönlü hareketlerde ise aşılması gereken ilk direncimiz 6.880 seviyesidir. Güvenli liman arayışından beslenen Altın (XAUUSD) cephesinde ise, geri çekilmelerde 5.100 dolardaki destek bölgesi kritik bir kale konumunda. Bu seviyenin üzerinde tutunduğumuz sürece, kısa vadede 5.200 direncine ve ardından 5.280-5.300 bandına doğru yükseliş iştahı masada kalmaya devam edecektir.
Değerli yatırımcılar, oynaklığın tavan yaptığı bu tarz dönemlerde panikle değil, stratejik ve seçici hamlelerle portföy yönetmek büyük önem taşır. Gelişmeleri ve fırsatları ekonomi sayfamızda sizler için yorumlamaya devam edeceğim. Bol kazançlı ve sakin bir gün dilerim.
Yorumlarınız çok önemli…
