Birçok işletmede kalite, standartlarla ayakta durduğunu söyler.
Talimatlar vardır, formlar vardır, prosedürler vardır.
Ama asıl soru şudur:
Bu standartlar gerçekten uygulanıyor mu, yoksa sadece ezber mi?
Zamanla standartlar okunmaz olur.
İşler alışkanlıkla yapılmaya başlanır.
“Zaten hep böyle yapıyoruz” cümlesi, fark edilmeden standardın yerini alır.
İşte o an kalite, kâğıt üzerinde var olmaya devam eder ama sahadan çekilir.
Standart; düşünmeden yapılan iş değildir.
Aksine, düşünülerek oluşturulmuş ve bilinçle uygulanan bir yol haritasıdır.
Ezber ise sorgulamayı bırakmaktır.
Ve sorgulama bittiği anda, kalite de sessizce geri çekilir.
Denetimlerde en sık karşılaştığım durumlardan biri şudur:
Standart vardır ama kimse neden var olduğunu hatırlamaz.
Talimat okunur ama uygulanmaz.
Form doldurulur ama takip edilmez.
Bu noktada standart, kaliteyi koruyan bir araç olmaktan çıkar;
sadece “varmış gibi” duran bir evraka dönüşür.
Gerçek kalite kültüründe standartlar canlıdır.
Güncellenir, anlatılır, sorgulanır ve geliştirilir.
Uygulayan kişi, “neden böyle yapıyoruz?” sorusunun cevabını bilir.
Çünkü standart ezber değil, bilinçtir.
Kaliteyi sürdüren işletmelerde şunu görürsünüz:
Standartlar kişilere değil, sistemlere bağlıdır.
Denetim, “uydun mu?” diye sormaz;
“Doğru çalışıyor mu?” diye bakar.
Sonuç olarak:
Standartlar ezbere dönüştüğünde kalite yavaş yavaş erir.
Ama standartlar yaşatıldığında, kalite kendini her gün yeniden üretir.
Gerçek kalite sorusu şudur:
Biz standardı mı uyguluyoruz,
yoksa sadece alışkanlıklarımızı mı tekrar ediyoruz?
