Orta Doğu’daki tansiyonun küresel ekonomi üzerindeki yansımaları, merkez bankalarını yerel para birimlerini korumaya ve rezervlerini tahkim etmeye yönelik adımlar atmaya zorluyor.
ABD ile İsrail’in İran’a yönelik operasyonları ve Tahran’ın karşılık vermesiyle bölgede yükselen jeopolitik riskler, enerji tedarikine dair endişeleri artırdı. Bu gelişmeler, dünya genelinde enflasyon beklentilerini yukarı çekerken faiz projeksiyonlarının yeniden şekillenmesine ve dolar endeksinin güçlenmesine bağlı olarak piyasalarda dalgalanmaları belirgin hale getirdi.
Bölgesel gerilimlerin petrol fiyatlarını yukarı yönlü etkilemesi, enflasyon görünümünü baskı altında tutarken doların diğer para birimleri karşısında değer kazanmasına neden oldu. Bu süreçte dolar endeksi 100 seviyesinin üzerindeki güçlü seyrini korudu.
Bu dönemde döviz likiditesini desteklemek amacıyla altın bazlı işlemler devreye alındı. Özellikle vadeli altın-döviz takası şeklinde gerçekleştirilen işlemler dikkat çekti.
Bankacılık sektörü yeniden TCMB ile swap işlemlerine yönelirken, bu tablo piyasada döviz likiditesi sorunu bulunmadığını ve mevcut kur sisteminin sağlıklı işlediğini ortaya koyuyor.
TCMB, bankalara Türk lirası likiditesi yönetiminde esneklik kazandırmak amacıyla Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap uygulamasını hayata geçirdi. Bu adımla kredi ve faiz tarafındaki oynaklığın sınırlandırılması ve TL üzerindeki baskının azaltılması hedefleniyor.
Söz konusu düzenleme ile hem piyasadaki TL sıkışıklığının giderilmesi hem de bankacılık sisteminin likidite açısından rahatlatılması amaçlanıyor. Böylelikle kredi koşullarının daha dengeli bir yapıya kavuşması bekleniyor.
Atılan bu adım, hem TL likiditesinin güçlendirilmesi hem de döviz rezervlerinin artırılması açısından kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. TCMB, bankalardan döviz alıp karşılığında TL vererek piyasaya likidite sağlamayı amaçlıyor.
Bu mekanizma sayesinde Merkez Bankasının rezervlerinde de artış sağlanması öngörülüyor.
Swap işlemlerinin yeniden devreye alınmasının, özellikle kısa vadeli TL fonlama koşullarının sıkılaştığı dönemlerde piyasaya önemli bir rahatlama getireceği ve para piyasalarında dengeleyici rol üstleneceği ifade ediliyor.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, TCMB’nin rezerv yönetimi ve likidite araçlarını dengeli ve esnek biçimde kullandığını belirterek, bu yaklaşımın hem fiyat hem de finansal istikrarı desteklediğini vurguladı.
Şener, politika faizine doğrudan müdahale etmek yerine bu tür araçlarla hareket edilmesinin, Merkez Bankasının piyasayı yakından izlediğini ve gelişmelere göre hızlı aksiyon alabildiğini gösterdiğini dile getirdi.
Stratejist Cüneyt Paksoy ise TCMB’nin gerekli adımları kontrollü bir şekilde attığını ifade ederek, kurumun elindeki araçları etkin biçimde kullandığına dikkat çekti. Paksoy, küresel petrol fiyatlarının dış kaynaklı olduğuna işaret ederek altın tarafındaki spekülasyonların abartıldığını söyledi.
Merkez Bankasının güçlü altın rezervlerine sahip olduğunu belirten Paksoy, gösterge tahvil faizindeki geri çekilmenin de atılan adımların etkisini ortaya koyabileceğini ifade etti.
Gösterge tahvil faizinin yeniden yüzde 40 seviyesine yaklaştığını hatırlatan Paksoy, bu oranın altına inilmesinin yabancı yatırımcı girişinin güçlenmesi anlamına gelebileceğini ve alınan kararların etkisini artıracağını belirtti.
Paksoy ayrıca Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Londra’daki temaslarının da olumlu sonuçlar doğurabileceğini sözlerine ekledi.
Pariterium Danışmanlık kurucusu Dr. İsmet Demirkol ise döviz rezervlerinin, enflasyonu tetikleyen unsurların kontrol altına alınması ve kur oynaklığının azaltılması için gerektiğinde kullanılmasının doğru bir strateji olduğunu ifade etti.
Demirkol, TCMB’nin son dönemde attığı adımlar sayesinde Orta Doğu kaynaklı risklerin doları yukarı taşıma etkisinin sınırlandığını belirtti. Ayrıca fiyat istikrarının korunması ve kur dalgalanmalarının önlenmesi adına gerektiğinde faiz artışının da gündeme gelebileceğini vurguladı.
Türkiye’de enflasyonun daha çok arz kaynaklı olduğuna dikkat çeken Demirkol, bu baskının azaltılamaması halinde Merkez Bankasının iki seçeneği bulunduğunu söyledi: rezerv kullanımı ya da faiz artırımı. Enflasyonun kontrol altına alınmasının temel hedef olduğunun altını çizdi.
Demirkol, açıklanacak enflasyon verisinin beklentileri aşması durumunda TCMB’nin faiz artırımı yönünde adım atabileceğini de ifade etti.
Son olarak Demirkol, Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap uygulamasının kur oynaklığını önleyici bir araç olarak öne çıktığını belirtti.
