Dünya, dijital bir sirke dönüştü. Geçtiğimiz günlerde bir penguenin buzullar üzerindeki yaşam mücadelesini izlerken “duyarlılık” krizine giren, o videoyu milyonlarca kez paylaşıp gözyaşı döken modern insanlığa sormak lazım:
Hemen yan taraftaki o karede, sırtında kendi ağırlığından fazla bir yükle, toza belenmiş Gazzeli çocuğun omuzlarındaki çuvalda ne var, biliyor musunuz?
Söyleyeyim; o çuvalda sadece birkaç parça eşya değil, tüm dünyanın kokuşmuş sessizliği var.
Estetik Trajediler ve Kirli Gerçekler
Bugün empati, sadece “estetik” olduğu sürece bir değer ifade ediyor. Bir hayvanın kurtarılma hikâyesi ana akım medyanın ve sosyal medya algoritmalarının “şirin” oyuncağı olurken; bir çocuğun bombalar altında hayata tutunma çabası “siyasi bir rahatsızlık” olarak görülüp halının altına süpürülüyor.
Neden? Çünkü bir penguen için ağlamak bedavadır. Vicdanınızı rahatlatır, size “iyi bir insan” olduğunuzu hissettirir ve hiçbir bedel ödetmez. Ama o Gazzeli çocuğun gözlerine bakmak, adaletsizliğe ortak olduğunuzu yüzünüze çarpar. Modern dünya, suçluluk hissetmeyeceği trajedileri satın alıyor, gerçek acıları ise sansürlüyor.
Algoritmaların Kanlı İstatistiği
İnsan hakları savunucuları, “yaşam hakkı kutsaldır” diyen kurumlar ve dijital aktivistler nerede? Eğer bir penguenin hayatı, bir çocuğun hayatından daha fazla etkileşim alıyorsa, orada bir “yönetim hatası” değil, tam bir ahlaki çürüme vardır. Dikkatimizi nereye vereceğimizi algoritmalar belirliyor olabilir ama vicdanımızı hangi tarafa çevireceğimize biz karar veririz.
Görünen o ki; dünya, bir hayvanın neslinin tükenmesine gösterdiği tepkinin binde birini, bir halkın soykırıma uğramasına göstermiyor.
Sonuç: Kulağımız Kime Sağır?
Görseldeki o ayrım çizgisi, aslında medeniyet dediğimiz canavarın sınır çizgisidir. Bir tarafta “izlenebilir” ve “pazarlanabilir” bir hüzün, diğer tarafta dünyanın sırtını döndüğü bir insanlık sınavı.
Şunu net bir şekilde söyleyelim: Eğer bir çocuğun yaşam hakkı, bir penguenin “viral” olma potansiyeli kadar ilgi görmüyorsa; ne adaletten, ne haktan, ne de insanlıktan bahsetmeye yüzümüz olmalı. O çocuk o çuvalları taşır ama dünya bu utancı taşıyamaz.
