Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın duyurusuna nazaran, Sergey Lavrov ile Abbas Erakçi arasında bir telefon trafiği yaşandı.
Görüşmenin odağında, “ABD ve İsrail’in saldırgan hamleleri nedeniyle Basra Körfezi’nde giderek vahimleşen tablo” vardı. Lavrov bu kapsamda, “ABD ile İsrail’in, Buşehr Nükleer Tesisi de dâhil olmak üzere İran’ın nükleer tesislerine düzenlediği saldırıların asla kabul görmeyeceğini, bu eylemlerin Rus personelinin can güvenliğini tehlikeye attığını ve bölgedeki tüm ülkeler için yıkıcı ekolojik felaketlere yol açabileceğini” kesin bir dille ifade etti.
İki bakan, Washington ve Tel Aviv tarafından alevlendirilen ihtilafın Hazar Denizi’ne yayılmasının kaygı verici boyutta olduğuna görüşmede vurgu yaptı.
Lavrov, çatışmalara acilen son verilmesi ve başta İran olmak üzere tüm tarafların haklı çıkarlarını gözeten siyasi bir çözüm bulunması gerektiğine işaret etti. Bu yaklaşımın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) de temel alınacağının altını çizdi.
Erakçi ise, Rusya hükümetine, İran’a sağlanan diplomatik ve diğer alanlardaki destekler, bilhassa insani yardımlar sebebiyle şükranlarını sundu.
İran Dışişleri Bakanlığı’nın yazılı bildirisine göre Erakçi, ABD’nin İran’ın enerji tesislerine yönelik taarruz tehdidini “açık bir savaş cürmü ve soykırım vakası” olarak tanımladı. “Böyle bir tehdit hayata geçirilirse, İran’ın karşılığı süratli ve kesin olacaktır” şeklinde konuştu.
Hürmüz Boğazı’ndaki duruma dair İran’a yöneltilen ithamlara da cevap veren Erakçi, “Hürmüz Boğazı’ndaki istikrarsızlık, ABD ve Siyonist rejimin İran’a karşı yürüttüğü hukuksuz saldırıların dolaysız bir neticesidir. Milletlerarası camia, bu iki rejimi kanunsuzlukları ve işledikleri suçlar nedeniyle mesul tutmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
