Her yılın sonunda dünya, bir derginin kapağındaki şifreli görsellere kilitleniyor. “Bu yıl ne olacak?” sorusunun cevabını bir “kehanet” gibi oradan bekliyoruz. Ancak bir gerçeği artık yüksek sesle söyleme vakti geldi: Geleceği görenler, aslında onu bizzat kurgulayanlardır.
The Economist gibi küresel sermayenin amiral gemisi olan yayınların kapakları, birer tahmin değil; stratejik birer projeksiyondur. Biz buna “Öngörüsel Programlama” diyoruz. Yani, kitleleri başlarına gelecek olan büyük değişimlere (kıtlık, dijital para, pandemi, enerji krizi) semboller yoluyla önceden hazırlama süreci. Amaç; o olay gerçekleştiğinde toplumun şok geçirmesini engellemek ve planlanan “çözümü” bir kurtuluş gibi sunmaktır.
Eğer bir dergi kapağında bir sonraki yılın gıda krizini veya dijital kimlik zorunluluğunu görüyorsanız, bu bir tahmin değil, o yıl hangi düğmeye basılacağının ilanıdır. “Mülkiyetsizleşme” ve “Büyük Sıfırlama” ajandası, bu kapaklardaki piksellerin arasına gizlenmiştir. Sizi birer “abone” haline getirmek isteyen üst akıl, atacağı adımları önceden göstermekten çekinmiyor; çünkü uyuyan bir kitle için ipucunun bir önemi olmadığını biliyorlar.
Bu küresel senaryonun teknoloji ve mülkiyet ayağını takip ediyoruz. Eğer geleceğin “kehanetinde” dijital kölelik ve biyolojik kontrol varsa, buna karşı durmanın yolu kendi tescilli teknolojimizi, kendi bağımsız patentlerimizi ve milli fikri mülkiyet kalemizi inşa etmekten geçer. Başkasının kurguladığı bir gelecekte sadece figüran olursunuz; kendi teknolojisini ve mülkiyetini koruyanlar ise o senaryoyu yırtıp atanlardır.
Dünya bir kehaneti yaşamıyor; bir tasarımı uyguluyor. Soru şu: Siz bu tasarımın neresindesiniz? İzleyici mi, yoksa önlem alan mı?
Kapaklara bakmayı bırakın, sayfaların arasındaki o karanlık mürekkebi okuyun.
Beğenmeyi ve Yorum Yapmayı Unutmayın…
