Bundan tam bir asır önce, henüz dijital devrimin esamesi okunmazken bir bilge; dünyanın rotasının değişeceğini ve kaba kuvvet devrinin kınına gireceğini haber vermişti. Bugün o kehanetin tam ortasındayız: Artık dünyayı tankların paletleri değil, fikirlerin tescilli gücü ve teknolojinin hızı yönetiyor.

İçinde bulunduğumuz yüzyıl, bir “ikna ve bürhan” asrıdır. Eskiden boyun eğdirmek için kaba kuvvete başvurulurdu; bugün ise ruhlar ve zihinler “fen ve sanat” yoluyla, yani teknoloji ve estetikle fethediliyor. Eğer kendi teknolojinizi üretemiyor, fikrinizi dünyaya bir “delil” olarak sunamıyorsanız, başkalarının kurguladığı o karanlık “İkinci Medeniyet”in sadece birer abonesi ve dijital kölesi olursunuz.
Küresel üst aklın bugün “Mülkiyetsizleştirme” adı altında pazarladığı o büyük kuşatmaya karşı durmanın tek bir yolu var: Fıtrata dönmek. İnsanın doğasında var olan sahip olma, üretme ve tescilleme arzusunu yok sayan her sistem, tarihin çöplüğüne gömülmeye mahkumdur. Gelecek; bilimi ruhla, teknolojiyi ahlakla birleştiren ve hakkını “fikri mülkiyet” kalesiyle koruyanların olacaktır.
Maddi silahların yerini akıl ve sanatın aldığı bu yeni meydanda, en büyük cihat; üretmek, tescil etmek ve dünyaya hakikati en profesyonel dille anlatmaktır. Biz, toprağın bereketini laboratuvarın hızıyla, kadim bilgeliği ise patentin gücüyle birleştiriyoruz.
Çünkü biliyoruz ki; bu asırda haklı olmak yetmez, hakkını tescil ettirecek ferasete sahip olmak gerekir.
Beğeni ve Yorum Yapmayı Unutmayın…

Ismail sadirli yazilarinda.gelecegi görüyorum..analizleein gerçekçi..yazilarinin devamini dilerim.