28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği askeri operasyonların ardından, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğini fiilen durdurması enerji piyasalarında ciddi sarsıntıya yol açtı. Bu gelişmeler nedeniyle Körfez’deki pek çok ülke, ihracat kanallarının tıkanması sonucu petrol ve doğal gaz üretimini kayda değer ölçüde kısmak zorunda kaldı.
Petrole büyük ölçüde bağımlı ekonomilerden biri olan Irak da bu durumdan ağır etkilenen ülkeler arasında yer aldı.
S&P Global Ratings tarafından yayımlanan değerlendirmeye göre, Hürmüz Boğazı’nın kapanması sonrası Irak’ın günlük petrol üretimi yaklaşık 4,2 milyon varilden 1,2 milyon varil seviyesine kadar geriledi.
Üretimde yaşanan bu uzun süreli düşüşün, Irak’ın mevcutta cari giderlerini yaklaşık 10 ay karşılayabilecek düzeyde olan döviz rezervlerine rağmen, 2026 yılı boyunca hem bütçe dengesi hem de dış finansman üzerinde baskı yaratabileceği öngörülüyor.
Bu çerçevede S&P, Irak’ın hem yabancı hem de yerel para cinsinden uzun vadeli kredi notunu “B-” seviyesinde negatif izlemeye aldı. Kuruluş, kısa vadeli notları “B” olarak teyit ederken, transfer ve konvertibilite değerlendirmesini de “B-” olarak korudu.
Negatif izleme kararı, Orta Doğu’daki gerilimin tırmanmasıyla birlikte petrol üretimindeki sert düşüşün sürmesi halinde ülkenin kredi notunun aşağı çekilebileceği riskine işaret ediyor. Kurum, söz konusu değerlendirmeyi 90 gün içinde netleştirmeyi planlıyor.
Petrol sektörü, Irak ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyor; ülkenin Gayri Safi Yurtiçi Hasılası’nın yaklaşık yüzde 60’ı, kamu gelirlerinin yüzde 90’ı ve ihracatının yüzde 95’i bu alandan sağlanıyor. Kanıtlanmış rezervler bakımından dünyada beşinci sırada bulunan Irak, OPEC+ içinde ise Suudi Arabistan ve Rusya’nın ardından en büyük üçüncü ihracatçı konumunda.
Bölgedeki çatışmaların süresi ve şiddeti arttıkça üretim kesintilerinin devam etmesi, Irak’ın dış borçlarını karşılama kapasitesi üzerinde ciddi baskı oluşturabilir.
