Yaklaşık on iki yıldır Sivil Toplum Kuruluşlarının içindeyim. Ondan önce kamu sektöründeydim. Hükümet Komiserliğinin olduğu dönemde Hükümet Komiseri olarak görev yapan çalışma arkadaşımla beraber bazı dernek toplantılarına katılırdım.Toplantılara katılma sebebim emekli olunca toplumsal fayda sağlayan bir dernekle calışmak ve dernekleri tanımak istememdi. Bunun içinde hangi dernek benim kafamdaki dernek modelidir diyerek toplantıları izlerdim. Çünkü; amacı doğrultusunda çalışan, tabela derneği olmayan bir dernek olsun istedim.
Yıllar sonra iki derneğe üye oldum. Her iki dernek üyeleri de ellerinden geleni yapıyor, dernek misyonunu yerine getirmek için çabalıyorlar.Bu faaliyetlere katıldığım süreçte başka dernekleri ve başkan ve üyelerini tanıma fırsatım oldu.
2015-2018 yılları arasında TRT’de programcı olarak çalıştım. Televizyonda yaptığim programları da dahil edersek yaklaşık yedi yüze yakın konuğum oldu. Bunların çoğuyla halâ iletişim halindeyim.
Kendimle ilgili ayrıntıya girmemin sebebi; hem beni tanımanız hem de Sivil Toplum Kuruluşlarıyla ilgili eleştirilerimi yaparken deneyimlerimden ve gözlemlerimden faydalandığımı görmeniz içindir.
Sivil Toplum Kuruluşlarında insanlar gönüllü olarak çalışır. Gönüllülük esasıyla da olsa bizim insanlarımız bir yere gelmek için kulis yapar. Fakat, bu kulis çalışmaları demokratik bir şekilde olmaz. Daha çok kapalı kapılar ardında görüşmeler yapılır. Halbuki gönüllülük bir bireyin maddi karşılık veya çıkar elde etmeden yakın çevresi dışındaki bireylerin yararlanabilmesi ,bilgisini, yeteneğini, enerjisini, zamanını kendi özgür iradesi ile paylaşarak gerçekleştirdıği faaliyetlerdir. Özellikle kadın derneklerinde (Daha çok bu derneklerde bulunduğum için) çok fazla çekişmeler olmakta ,herkes her şeyi bilmektedir. Gerçekten bilen de ben en iyisini bilrim demektedir.Böylece neredeyse hiç kimse fikirleri dinlememekte ,çoğu şey oldu bittiye getirilmektedir.En önemli sorunlardan biri de başkanlık koltuğunu uzun süre bırakmamaları ve dost – ahbap ilişkilerini yüruterek seçim yapmalarıdır.Bu da başkalarına fırsat tanımamaktadır.Diğer bir konu da onur üyesi ya da danışman olarak kenara çekilip yerlerini gençlere bırakmamalarıdır.
Halbuki ; Sivil Toplum Kuruluşları modern toplumsal çerçevede kritik oyuncular olarak görev yapmakta ve genellkle devlet organlarının ve özel sektörün etkili olamadığı yerlerde boşlukları doldurmaktadır.Sivil Toplum Kuruluşlarının işlevi toplulukları taban düzeyinde harekete geçirmektir. Sivil Toplum Kuruluşları doğal afetlerde , kriz zamanlarında , düşük geliri olan ya da geliri olmayan ailelere ,sağlık sorunları olan okumak isteyen çocuklara ve pek çok soruna ulaşmaya ve çözmeye çalışarak dernek ve vakıf yoluyla hizmet verirler ve gönüllülük esastır.
SON SÖZ : Bu ülke hepimizin sevgili dostlar ,yapılması gereken işler diyalog ve işbirliği yoluyla , şeffaf bir şekilde yapılırsa güven de tazelenir .Birbirimize olan inancımız ve samimiyetimiz de sorgulanmaz.
Düşünceleriniz benim için çok kıymetli. Şimdi yorum yapın…

Derneklerdeki durumu anlattınız, peki Vakıflarda durum nedir? Tebela Vakıflar var mıdır? Konuyla ilgili araştırma ya da gözlemleriniz var mıdır?
Merhaba.Çok güzel bir soru.Vakıflarda da durum çok farklı degil.Son aylarda Kemeraltı-Salepçioğlu İş hanında yaşananlar buna bir örnek.Teşekkür ederim.
Emeklerinize kaleminize sağlık Sayın Zerrin İLBAY hanımefendi . Kutluyorum .
Teşekkür ederim Ahmet Bey.Var olun
Bende uzun yıllardır sivil toplum örgütlerinde gönüllülük esasıyla aktifim benimde gözlemim bazı insanlar derneklere ne kazanç sağlarım diye geliyor oysa ben topluma ne verebilirim esası olmalı bu bilinçte olunmalı
Teşekkür ederim 🥰
gönüllü olanlar hep kullanılıyor, siyasi partiler için de böyle, derneklerde de böyle, vakıflarda da böyle
Haklısınız.Siyasete girebilmek için de bu mecraları kullanıyorlar.Teşekkür ederim.