Frankfurt’ta gerçekleştirilen ve Frankfurter Allgemeine Zeitung’un (FAZ) düzenlediği bir etkinlikte konuşan Blume, yayın kuruluşunun Almanya, Avrupa ve küresel ölçekte siyasi, sosyal ve ekonomik gelecek öngörülerini masaya yatırdığı buluşmada açıklamalarda bulundu.
Volkswagen’in CEO’su Blume, zorlu talep koşulları ve Çinli rakiplerin giderek kızışan rekabetiyle boğuşan şirket bünyesinde, maliyet kısıtlamaları nedeniyle üretimi durdurmayı düşündükleri Osnabrück tesisine yeni bir misyon yüklemeyi amaçladıklarını aktardı.
Kuzey Almanya’daki Osnabrück fabrikasının savunma sanayi üretimine yönlendirilmesi için adımlar attıklarını doğrulayan Blume, “Farklı savunma firmalarıyla görüş alışverişindeyiz. Bu, Osnabrück lokasyonu için uzun vadeli bir çözüm olma potansiyeli taşıyor” ifadelerini kullandı.
Volkswagen’in bizzat “silah sistemleri” üreticisi kimliğine bürünmeyeceğini vurgulayan Blume, söz konusu tesisin geleceğine dair “Volkswagen’in savunma alanındaki faaliyetleri daha çok askeri nakliye ve lojistik odaklı olacaktır; çünkü temel uzmanlık alanımız burasıdır” şeklinde konuştu.
Financial Times’ın (FT) aktardığı bilgilere göre, Volkswagen, İsrailli savunma şirketi Rafael Advanced Defense Systems ile stratejik bir iş birliği kurmak için müzakere masasına oturdu.
Görüşmelerin merkezinde, Osnabrück fabrikasında “Demir Kubbe” hava savunma sistemi için ağır vasıta kamyonlar ve jeneratörler gibi hayati öneme sahip parçaların imalatı bulunuyor.
Alman hükümetinden yetkililer, konuyla ilgili değerlendirmelerinde, VW ile Rafael arasındaki özel görüşmelere dair yorum yapmaktan imtina etse de, otomotiv sektöründe yaşanan dönüşümü dikkatle izlediklerini belirtti.
Yetkililer, “Almanya’daki iş gücünü koruyacak her türlü girişimi olumlu karşılıyoruz” açıklamasıyla projeye onay verildiğinin sinyalini verdi.
Halihazırda yaklaşık 2 bin 300 kişiye istihdam sağlayan Osnabrück tesisi, Porsche’nin Cayman ve Boxster serileri ile T-Roc Cabriolet modellerinin üretimini sürdürüyor.
Savunma sanayine geçiş planı, Avrupa’nın yeniden silahlanma sürecinden geçtiği bir dönemde, Volkswagen’in binek araç segmentindeki kayıplarını dengeleme ve iş gücünü elde tutma stratejisinin kilit bir unsuru olarak görülüyor.
Volkswagen’in bu adımı, Almanya’da siyasi ve yasal tartışmaları da beraberinde getirdi.
Sol Parti’den Milletvekili Mirze Edis, İsrail ile gerçekleştirilecek bir savunma iş birliğinin Berlin’i “savaş suçlarına ortak” konumuna düşürebileceğini ifade ederek, “Başka canları feda ederek iş güvenliği sağlamayı aklımızdan bile geçiremeyiz” dedi.
Hukuk alanında çalışan Torsten Menge ve Aidan Simardone ise Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) kararlarına dikkat çekerek, soykırım ve insan hakları ihlallerine karışmış bir orduya ekipman sağlamanın, Almanya’nın uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal edebileceği konusunda uyardı.
Uzmanlar, VW’nin Nazi dönemindeki geçmişine vurgu yaparak, şirketin yeniden bir çatışma bölgesine üretim yapmasını “trajik” bir durum olarak nitelendirdi.
